Kekemeliğe Dair….

Kekemeli konuşma sırasında veya konuşmaya başlarken, bir takım ses veya sözcükleri tekrarlama veya duraklama şeklinde oluşan, konuşmanın akıcılığını bozan bir konuşma biçimidir.

Kekemelik fizyolojik, psikolojik veya kalıtımsal olabilir. Beyin dalgalarından gelen iletim bozuklukları, nefesin doğru biçimde kullanılamaması, solunum bozukluğu fizyolojik kekemeliğin sebebidir.

Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen fikirler oldukça çok ve farklıdır. Kimi profesörler, kekemeliği yapısal bir sorun olarak ele alırken, kimisi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak tanımlamakta, bir diğeri de çevresel faktörlerin kekemelikte önemli bir rol oynadığı görüşünü ileri sürmektedir. Son zamanlarda genler üzerinde yapılan çalışmalar artmakta ve umut verici çalışmalar devam etmektedir. Ancak, yaygın olarak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hâkimdir.

Toplumda yaygın olarak kabul gören bir diğer görüş ise, kekemeliğin genetik geçiş gösterdiği bulgusudur. Bir çocuğun anne ya da baba tarafındaki akrabalarından herhangi birinde kekemelik öyküsü varsa, o çocuğun kekeme olma olasılığı yaklaşık %60 oranında daha fazladır. Ancak, ailesinde hiç kekemelik öyküsü olmayan kekeme bireyler de vardır. Dolayısıyla kekemeliğin yalnızca genetik nedenlerden kaynaklandığı görüşü doğru değildir. Ayrıca birinci derece akrabalarında kekemelik öyküsü olan pek çok kişide kekemelik görülmemektedir. Günümüzde kekemeliğin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak uzmanlar, kekeme bireylerde, beyin hemisferlerinden konuşmadan sorumlu olan sol hemisferin baskın olmayışının kekemeliğe yol açtığı görüşünde birleşmektedirler. Yapılan araştırmalar bu yönde güçlü kanıtlar ortaya koymakla birlikte henüz net bir yargıya varılamamıştır.

Konuşma terapisi ile her yaş grubundaki bireyler, takılmalarını kontrol etmeyi öğrenerek, konuşma akıcılıklarını artırabilir ve iletişimlerini geliştirebilirler. Kişinin terapilere düzenli olarak devam etmesi ve egzersizlerine sıkılmadan azimle devam etmesi, verilen egzersizleri günlük olarak uygulaması önemlidir.  Konuşma terapisinin en önemli basamağı öğrenilen tekniklerin merkezimizdeki ortamla sınırlı kalmayarak, günlük yaşamada aktarılmasıdır. Genelleme aşaması, alışılagelmiş konuşma alışkanlığını değiştirmeyi gerektirdiği için zaman alabilmektedir . Hedeflenen konuşma becerisine ulaşmada, kişinin motivasyon ve istekliliğinin yanı sıra yakın çevresinin desteği de önemlidir ayrıca kişinin bunun üzerine düşmesinin en önemli sebebi de acaba konuşursam beni yanlış anlarlar mı düşüncesini beyinden atmaktır.

Bu stratejilerin bir kısmı gayet sağlıklıdır ve kişinin konuşması üzerinde kontrol sahibi olmasına yardımcı olur. Örneğin, gergin bir ortamda derin bir nefes alınarak, sakin bir şekilde konuşmaya başlanması ya da daha yavaş konuşmaya çalışılması gibi.

Kekemeliği olan kişiler bazen akıcılığı sağlama amacıyla daha hızlı konuşma eğiliminde olabiliyorlar. Ancak hız kekemeliğin en büyük düşmanıdır ve genellikle kişinin konuşma hızı artıkça, takılmalarında da belirli bir artış gözlenir. Yapılan çalışmalar, gergin ve heyecanlı olunan durumlarda bireylerin konuşma hızının artığını göstermektedir. Örneğin; topluluk karşısında zorlandığımız bir sunumu yaparken daha hızlı konuşma eğiliminde olabiliriz. Hızı azaltmanın en etkili yöntemlerinden birisi konuşmaya başlarken duraksayarak, diyafram nefesi alınması ve cümle aralarında yine küçük boşluklar vererek nefes alınmasıdır. Uzun cümlelerde ise muhakkak, okuma sırasında yapıldığı gibi anlatıma uygun noktalarda durulması, nefes koordinasyonunu sağlama açısından önemlidir.

kekemelik için iyileştirme terimini kullanmaktan kaçınmak en iyisidir, çünkü kekemelik bir hastalık değildir. Amaç iletişimde olmak ve akıcılığı arttırmak olmalıdır. Kekemelik kontrol altına alınılan bir problemdir.

Bireylerde kekemelik sorunu ile ilgili deneyimi olan bir dil ve konuşma terapistinden yardım olmak sorunun giderilmesinde yarımcı olabilir.

Kekemeliğe Son

Kekemelik, konuşmanın akıcılığında görülen, normalin üstünde sıklıkta ve uzunlukta engellerdir fakat bir hastalık veya davranış bozukluğu değildir. Bu engeller; tekrarlar, uzatmalar, bloklar şeklinde kendini gösterir. Kekemelik sorununda konuşma akıcılığı ve ritmi, duraklamalar, tekrarlar ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğrar. Kekemeliğin şiddeti, kişinin durumuna göre farklılık gösterebilir. Kekemelik, kendini zaman içinde yavaş yavaş fark ettirebileceği gibi, aniden de ortaya çıkabilir ve erkeklerde, kızlara oranla daha sıklıkta görülür.

Kekemeliğin geçmeyeceği ve tedavisinin olmadığına dair düşüncesi olanlar. Bazen bilgisi olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişiler, çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir.

Bu gibi yanlış telkinler ailelerin ümitsizlik duygularına kapılıp durumu bu şekilde kabul etmelerine ve çocuğu bu sorunla tek başına bırakmalarına yol açabiliyor. Günümüzde çok farklı kekemelik tedavi yöntemleri kullanılmaktadır ve kekeme çocuklar bu yöntemlerden yararlanıyor. Özellikle de okul öncesi dönemde tedavi edilen çocuklar ileriki dönemlerde hiç kekemelik sorunu çekmedikleri gibi, birçok küçük yaşlarda uygulanan tedavinin bile hatırlamıyor. Ancak ergenlik dönemine kadar hiçbir tedavi görmeyen ya da bilimsel yöntemler dışında bir takım arayışlara yönelen bireylerde kısa sürede kesin sonuç alınması daha zordur. Çünkü çocuğun yaşı ilerledikçe, hiçbir zaman kekemeliğini kontrol altına alamayacağına inanmaya başlar.

Ayrıca, sürekli olarak etrafındaki insanların eleştirilerine maruz kaldıkları için konuşmayı gerektiren ortamlara dair bir takım korkular geliştirirler. Bu nedenle ebeveynler çocuklarının kekemelik sorunu yaşadıklarını düşündükleri halde hiç vakit kaybetmeden bu konuyla ilgilenen bir dil terapistinden yardım almalıdılar.

Kekemelikte dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biriside; kekemeliğin genel olarak ortaya çıktığı yerin ve zamanının belirlenmesidir. Bu kekemeliğin niteliği ve nedenleri hakkında tam bir değerlendirme yapmayı sağlar. Ayrıca çocuğun normal işitebilme ve konuşmada kullanılan kasları tam olarak kullanabilme düzeyine bakılmalıdır. Bu tür olaylarla ilişki kurmaya çalışılır, ardından en yakın dil terapistine ya da iletişim uzmanına danışılmalıdır.

kekemeliğin tedavisinde ilk önce bireyle görüşülerek onun psikolojik durumu hakkında bilgi edinilir. Kekemeliğin altında yatan psikolojik faktörler ortaya çıkarılarak buna yönelik tedaviler uygulanır. Bu tedavi tekniğinde, kekemelik davranışsal bir problem olarak kabul edilir ve konuşmanın fiziksel özelliklerinin yeniden şekillendirilmesine yönelik çeşitli yöntemler uygulanır. Tedavi, kişiye özel bir takım uygulamalar içerir ve uzun soluklu olmakla beraber 6 aya kadar gitmektedir.

Terapi programında, konuşma üretiminde kullanılan fiziksel mekanizmalar tam ve sistematik olarak yeniden öğretilir.  Nefes koordinasyonu, yumuşak başlangıç ve sözcükler arasındaki geçişlerin yeniden şekillendirilmesiyle konuşma akıcılığı arttırılır. Tedavinin amacı, konuşmayı sadece klinik ortamda akıcı hale getirmek değil, bireyin günlük yaşamda da kekelemeden konuşmasını sağlamaktır. Terapi klinik ortamda gerçekleştirilir ve birey aşama aşama öğrendiklerini günlük yaşamına aktararak, konuşmasındaki takılmaları kontrol altına almayı öğrenir. Akıcılığın şekillendirilmesi tekniğinin tamamlanmasından sonra, bir takip programı oluşturarak kişinin konuşması belirli aralıklarla kontrol edilir.

Kekemelik yapısı gereği döngüsel ve değişkendir. Kişi zaman zaman tamamen akıcı iken bazı dönemlerde çok sık akıcılık sorunu yaşayabilirler. Kekemeliğin şiddeti de değişken olabilir. Kekemeliğin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik nörofizyolojik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin karışımının kekemeliğe neden olduğuna dair bulgular mevcuttur ve bunun bir nedene bağlamak asla doğru olmaz.

Dil terapisti ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtileri yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarını derinden etkiler.

Şirinevler Kekemelik Merkezi

Hemen herkes konuşma sırasında ses, hece ya da sözcük tekrarlamaları yapar. Arada bir olan bu gibi konuşma akıcısızlıkları normal kabul edilir. Konuşma akıcısızlıkları, günlük konuşma tarzı haline geldiğinde ve diğer insanlar tarafından fark edilebilir düzeyde olduğunda, bir konuşma problemi olduğu düşünülür. Kekemelik, kişide utanç ve engellenme duyguları yaratır. Zamanla kişi konuşmaktan kaçınır hale gelir. Bu durum kişinin psikolojik, sosyal ve akademik yaşantısını olumsuz yönde etkiler. Konuşma problemi giderek karmaşık ve çok yönlü bir problem haline gelir.

Her yaşta kekemelik terapisi yapılabilir. Bilimsel veriler ilerleyen yaşlarda kekemelik şiddetinin azaldığını gösterdiğinden kişinin kekemeliğinin en yoğun olduğu erken çocukluk ve genç yetişkinlik döneminde terapi yapılması daha uygun olacaktır. Burada önemli olan kişinin kendi arzusu ve konuşmasını düzeltmek için yeterli çabayı göstermeye hazır olmasıdır. Yetişkin bir kişi etrafındaki insanlar önerdiği için değil, kendisi düzelmeyi arzu ettiği için terapiye gelmelidir. Yetişkinler genellikle kendi hayatlarında önemli bir değişiklik söz konusu olduğunda terapiye gitme eğilimi gösterirler. Örneğin, işe başlama, iş değiştirme, nişan-evlilik, taşınma, askerlik, mezuniyet vb kişinin yaşantısında önemli olan durumların öncesinde veya sonrasında terapiye gitmeyi tercih ederler. Ancak bu yaklaşım zamanlama açısından çok uygun olmayabilir. Yetişkin bir kişinin terapiye başladığı dönemde hayatında böyle önemli bir dönemin olması terapi sürecinde doğru beklentiler oluşturmasını engelleyebilir. Terapiye başlayacağı dönemde kişinin terapiye gitme ve terapide verilen görevleri yapma ile ilgili zaman sorunun olmaması, terapide önerilen aktiviteleri eksiksiz yapacağını kabul etmesi gerekir. Eğer terapide verilen görevleri tam istendiği şekilde yapamayacak olursa terapinin etkinliği azalmaktadır. Kişinin terapi sonunda nasıl bir konuşmayı hedeflediği, gerçekçi beklentilerin neler olabileceği en baştan detaylı bir şekilde konuşulmalıdır. Yetişkinlerle yapılan terapilerde kişinin daha rahat ve daha az takılarak konuşması için bazı teknikler kişiye öğretilir. Terapi süreci değişiklik göstermekte beraber ortalama en az 3 aylık bir devam sürecini göz önünde bulundurmak gerekir.

Kekemeliği olan bireyler genellikle konuşma sırasında takılmaları önlemek ya da azaltmak için daha zor söyledikleri sesleri ve sözcükleri, gerilimi azaltmak için kolay söyledikleri ses ve sözcüklerle değiştirme eğilimindedir. Kekemelik modifikasyonu tekniğinde, belirli seslerden ve sözcüklerden kaçınmak yerine, bu sözcüklerin gerilmeden daha akıcı bir şekilde söylenilmesine yönelik çalışmalar yapılarak kekeleme gerginliğinin ortadan kaldırılması ve takılmaların daha kolay kontrol edilmesi amaçlanır. Bu teknikle kişi konuşma organlarındaki gerilimi düşürmeyi, sesler ve sözcükler arasında daha kolay geçiş yapmayı, cümleye daha kontrollü ve sakin bir şekilde başlamayı öğrenir.

Bu tedavi tekniğinde, kekemelik davranışsal bir problem olarak kabul edilir ve konuşmanın fiziksel özelliklerinin yeniden şekillendirilmesine yönelik çeşitli yöntemler uygulanır. Tedavi, kişiye özel bir takım uygulamalar içerir. Terapi programında, konuşma üretiminde kullanılan fiziksel mekanizmalar tam ve sistematik olarak yeniden öğretilir.  Nefes koordinasyonu, yumuşak başlangıç ve sözcükler arasındaki geçişlerin yeniden şekillendirilmesiyle konuşma akıcılığı arttırılır. Tedavinin amacı, konuşmayı sadece klinik ortamda akıcı hale getirmek değil, bireyin günlük yaşamda da kekelemeden konuşmasını sağlamaktır. Terapi klinik ortamda gerçekleştirilir ve birey aşama aşama öğrendiklerini günlük yaşamına aktararak, konuşmasındaki takılmaları kontrol altına almayı öğrenir. Akıcılığın şekillendirilmesi tekniğinin tamamlanmasından sonra, bir takip programı oluşturarak kişinin konuşması belirli aralıklarla kontrol edilir.

Van Riper, Shaping Tekniği ile eğitimimize devam ettiğimiz kurumumuzda, kekemelik çözümü için kullanılan herhangi bir ilaç da bulunmamaktadır. Kemelik ancak yeniden edinilmiş kontrollü bir konuşma yapısının kekemelik problemi yaşayan kişiye eğitim yoluyla aşılanması ile ilgilidir. Kekemelik tedavisi süreçleriyle ilgili bilinmesi gereken belki de en önemli faktör uzun yıllardır devam eden bu soruna kısa sürelerde çözüm üretmenin imkansız olduğunun bilinmesidir. Söz konusu durum o kadar da basite indirgenecek bir durum değildir. Süreçler tamamlandığı halde yeni edinilen kontrollü yapıyı sürekli pekiştirmek daha da benimsemek gereklidir. Bu sebeple kekemelik merkezi 10 günde son iddiaları ile bu konuyu asla hafife almamalıdır.

En iyi Kekemelik Merkezi

Takılmalar ve duraksamalar olarak konuşma esnasında yaşanan zorluklara verilen genel isim kekemelik olarak adlandırılmaktadır. Kekemelik akıcılığı bozan tüm farklılıklar olarak konuşma esnasında kendini gösterebilmektedir. Bu yüzden kekemelik sorununu devamlı bir sıkıntı gibi dile getirmek yanlış olur.

Kekemelik, sözel anlatımın akıcılığının istemsiz olarak kesilmesiyle görülüyor. Genellikle ses ya da hecelerin tekrarı, uzatılması, duraksaması ya da sesin tamamen durması şeklinde ortaya çıkıyor. Bu özelliğinden dolayı kekemelik “Akıcı Konuşma Bozukluğu” olarak da isimlendirilebiliyor. Göz kırpma, yüz buruşturma, dil ve dudak titremeleri, başın ani atma hareketleri ve nefes alma düzensizlikleri görülüyor. Telefon konuşması, topluluğa konuşma, takdim yapma, kendi ismini söyleme, otorite figürlerine karşı konuşma, iş görüşmesi ve resmi sunumlarda artarak ortaya çıkabiliyor.

Kekemeliğin nedenleri henüz kesin olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte değişik araştırmacılar bu konuda değişik görüşler ortaya çıkarmaktadırlar. Yine nedenleri tam olarak açıklanmamakla birlikte bireyin kimi etkenlere bağlı olarak konuşma sırasında kullanması gereken kaslarını eşgüdümlü olarak çalıştırmakta zorluk çektiği düşünülmektedir. Bu eşgüdüm sorununun genetik ve nörolojik kökenli olabileceği yönünde düşünceler vardır.

Konuşmak, iletişim kurmak, duygu ve düşüncelerimizi aktarmak için kullandığımız etkili araçlarımızın başında geliyor. Konuşmanın bozulduğu her durumda iletişimimiz de kurulması aksıyor. Kekeleme iletişimin zorlanmasına yol açtığında sıkıntı ve gerginlik yaratıyor. Alay edilme, konuşmadan dolayı dikkat çekme çocuk için dayanılmaz bir gerginlik doğuruyor. Bu tür bir durum sonunda da başta akademik olmak üzere birçok sosyal etkinlikten uzaklaşan çocuk zarar görebiliyor. Bu etkilenmenin sonuçlarını önceden kestirmek her zaman mümkün olmuyor. Kekemeliğin geçişinde aileler önemli bir rol oynuyor. Aile, çocuğun ilk andan itibaren gelişiminde, sosyalleşme süreçlerinde ve davranışların gerçekleştirilmesinde en önemli etkendir. Çocuğun konuşmaya başladığı ilk dönemlerinden sonra ne söylediğine ve nasıl söylediğine dikkat edilir.

Bu dönem çocuklarda düşünme hızı, sözcükleri çıkarabilme hızından fazladır. Bu sebepten çocukta geçici kekemelik ve konuşma bozuklukları da görülebilir.

Kimi anne-babalar, çocuğun dil gelişimi sırasında yaşıtlarından farklı konuştuklarını tespit edebilirler. İlk tespit sonrasında çocuğun konuşmasında sürekli ve klinik bir bozukluk olup olmadığının tespiti açısından bir uzmana başvurmak gerekir. Aileler, çocuğun ruhsal ve duygusal gelişimi için sağlıklı ortamlar yaratmalı, daha güvenli ve sevecen bir aile ortamı içerisinde onun gelişimini destekleyerek sorunu aşmasında yardımcı olmalıdırlar. Çocukluk döneminde atlatılabilecek bir durum olan kekemelik için erken tespit ve doğru tedavi yöntemleriyle büyük oranda düzelme sağlanabiliyor. Ergenlik dönemiyle beraber bu oranın daha da arttığı söylenebilir.

 

Kekemelik tedavisi kişilerin ciddi manada azimli olabilmesi ile doğru orantıda başarıdan söz edebileceğimiz bir süreçtir. Genel anlamda isteksizlik tamimiyle değiştirilmesi gereken konuşma sisteminin kişi tarafından benimsemesi noktasında süreci zora sokmaktadır. Devamlılığı içerisinde yapılması gereken detayları paylaşacağımız kekemelik tedavisi, zaman ayırılması gereken ve oldukça sık bir düzende devam etmesi gereken bir kavram olarak bilinmelidir. Kısa süreçlerde beklenen sonuçların kesinlikle uzun vadede başarılı sonuçlar vermeyeceğini söyleyebiliriz. Yıllardır devam eden problemli konuşma alışkanlığının sürekli kullanılan bir yapı olması hasebiyle değişimi / iyileştirilmesi kişi tarafından sıkıcı bulabilen egzersizlerle desteklenmelidir.

Kekemer İletişim ve Konuşma Bozuklukları Merkezi uzun yıllardır kendisini kanıtlamış, güvenilir ekibi ve teknikleri ile kekemelik ve konuşma bozuklukları terapilerinde söz sahibi bir marka haine gelmiştir. Farklı noktalarda şubesi olmayan tamimiyle profesyonelleşmeyi kendisine misyon edinmiş, iletişim kurma yada konuşma zorluğu yaşayan bireylerin bu sorunlardan kurtulmasına yönelik yöntemler uygulamaktadır.

Çocuklarda Kekemelik Sebepleri ve Tedavisi

Seslerin, hecelerin, kelimelerin söylenmesinde istemsiz, işitilebilir veya sessiz tekrarlar ve uzatmalarla belirlenen konuşma akıcılığı bozukluğudur. Bazen bu bozukluk, konuşmayla ilgili beden hareketleri ve mimiklerle birlikte görülmektedir. Kekemeliğin, heyecan, korku, kaygı ve utanma gibi daha öznel duyguların belirtisi olduğu da düşünülmektedir. Genel anlamda, sesleri ve sözcükleri tekrarlayarak duraksamayı, sesleri uzatmayı, konuşurken blok yaşamayı, bazı ses ya da hecelerden kaçınarak konuşmayı içeren kekemelik, diğer konuşma bozukluklarının aksine konuşmanın bütününü etkilemektedir. Ayrıca kekemeliğin, konuşmacının ortaya çıkmasını beklediği, kekelemekten korktuğu, ilerisini düşünerek gergin olduğu, kaçınmaya çalıştığı zaman sıklaşan bir durum olduğu bilinmektedir.

Kekemelik fizyolojik, psikolojik veya kalıtımsal olabilir. Beyin dalgalarından gelen iletim bozuklukları, nefesin doğru biçimde kullanılamaması, solunum bozukluğu fizyolojik kekemeliğin sebebidir.

Çocukların kekeme olmasının bir diğer sebebi olan psikolojik etkenlerin ise birçok sebebi olabilir. Çocuğun yaşadığı çevrenin değişmesi, boşanma, anne babanın kavga etmesi, aileye yeni bir bebeğin katılması, kreşe başlama, aşırı korku, sevdiği bir yakınını kaybetmesi ve bunlara benzer pek çok sebep küçük çocukların kekeme olmasına sebep olabilir.

Aynı zamanda kekemelik yaşayan çocukların aileleri üzerinde yapılan tespitlerde, genel olarak kekemelik görülen çocukların anne ve babalarının daha mükemmeliyetçi, baskıcı ve korumacı oldukları görülmüştür.

Ağır vakalarda, konuşma bozukluklarına, beden devinimleri de eşlik eder. Örneğin göz kırpma, ayağını yere veya masaya vurma, başını sağ sola sallama, dudakların aşırı gerilmesi gibi. Rahatsızlık genellikle 2-7 yaşları arasında başlar erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha çok görülür.

Yetişkinlerde ve çocuklarda konuşma bozukluğunun ortadan kaybolması biraz farklıdır. Kaygı ve stres den uzak durmak yetişkinler için daha kolaydır. Çocuklar içinse anne ve baba tutumu çok önemlidir. Bazı şeyleri çocuklar kavrayamadığından dolayı anne ve babanın desteğine her zaman ihtiyacı duyarlar. Ebeveynler çocuklarına her zaman destek olmalıdır. Çocukta var olan kekemeliğin ortadan kalkması için anne ve baba davranışlarını değiştirmeli, çocuktan üst düzey bir beklenti beklememeli ve çocuğu bu konuda rahat bırakarak bu durumu ortadan kaldırabilirler. Kekemeliğin bir diğer nedeni ise ailede kekemeliğin olmasıdır. Kekemelik sorunu yaşayan çocukların %50’sinde ailelerinde de kekemelik sorununun yaşandığını gözlenmiştir. Kekemelik çocuklarda 5 yaşında kendini iyice kendini göstermektedir. 4 yaşına kadar yaşanan kekemelikler normaldir ve büyük ihtimalle kendinden düzelmektedir. Fakat eğer kekemelik uzun süre devam ediyorsa yani 2–3 aydan uzun süren kekemeliklerde bir uzmana danışılmalıdır. Sorunlu bir çevrede bulunan çocuklarda kekemelik görülme oranı yüksektir. Ayrıca kekemeliğin başlamasına korku da neden olabilir.

Çocukta kekeleme sorunu varsa ilk olarak sabırlı olmak gerekir. Çocukta var olan stres ve kaygı olabildiğince aşağıya çekilmelidir. Çocuk böyle bir durumda kendini çoğu zaman değersiz hisseder. Kendisi ile dalga geçildiğinde ya da dışlandığında güvensizlik oluşur. Bu da daha çok strese girmesine ve kekemeliğin yoğunlaşmasına neden olur. Ailelerin anlayışlı olması ve bu durumun geçeceğini çocuğa uygun bir dille anlatması gerekir. Çocuğun konuşmasına titizlik gösterilememeli ve çocuk sakin biçimde dinlenmelidir. Çocuğun konuşmasına müdahale etmeden, acele ve telaşa kapılmadan, çocuğun konuşmasını kesmeden dinlemelisiniz. Çocuk konuşurken çocuğun gözlerine bakın ve sanki normal konuşuyormuş gibi bir hava yaratın.

Kekemelik konusunda bilgili ve deneyimli bir dil ve konuşma terapisti, sorunu ayrıntılı olarak değerlendirdikten sonra, uygun seçenekleri önerir. Erken dönem kekemelik söz konusu olduğunda, kronik (inatçı) kekemeliğe dönüşmesini önlemek bakımından bu konuda yeterince bilgili ve deneyimli bir dil ve konuşma terapistine danışmak ve ona göre hareket etmek daha yararlı olacaktır.

Konuşma Bozuklukları Tedavisi Uygulamaları

Konuşma Bozukluğunu gidermeden önce konuşma bozukluğunun nedenleri ortaya çıkarılmalıdır. Eğer sorun fiziksel bir sorunsa ameliyat gerekebilir. Ancak sorunun psikolojik bir nedeni varsa o zaman tedavi için çeşitli çalışmalar yapılmalıdır. Dil ve konuşma bozukluğu, akıcı konuşma bozukluğu gibi bozukluklarda çeşitli eğitimler ve egzersizler yapılarak konuşma bozukluğu giderilir.

Konuşma bozukluğu egzersizlerinde yanak, dil, çene, burun, gırtlak ve nefes egzersizleri yapılır. Bu egzersizler ile ulaşılamayan harfler çıkarılmaya başlanır. Akıcılık sağlanır. Dengeli konuşma öğrenilir. Doğru nefes alma teknikleri sayesinde cümleleri doğru yerde bitirebiliriz.

Çocuklarda konuşma bozukluğu, erken fark edilirse çözümü daha kolay olan bir rahatsızlıktır. Konuşma bozukluğu tedavisi ihmal edildiğinde, sorunun çözümü daha da zorlaşmaktadır. Konuşma bozukluğunun nedenleri arasında birçok faktör sayılabilir. Sorunlar konuşma gelişiminde gramerde, seslendirmede ve ses organlarında karşımıza çıkabilir. Konuşma bozuklukları 3 kısımda incelenir;

-Artikülasyon

-Dil bozukluğu

-Akıcılık bozukluğu

Konuşma bozuklukları sadece çocuklarda görülmez, yetişkinlerde konuşma bozukluğu da sık rastlanan vakalardır. Yetişkinlerde konuşma bozukluğunun nörolojik sebeplere dayandığı söylense de büyük bir kısmı psikolojiktir.

Yetişkinlerin en büyük sorunlarından biri de iletişim sorunlarıdır. Aslında birçok yetişkin çok daha donanımlı ve verimli olabilecekken, iletişim güçlerine konuşma güçlerine güvenmediklerinden ön plana çıkmak istemezler. Bu da hayat kalitesini olumsuz etkiler ve mutsuzluğa sebep olur.

 

Yetişkinler, takılarak, kısık sesle, kekeleyerek ya da hızlı bir şekilde konuşuyorsa o zaman ortada konuşma bozukluğu sorunu var demektir. Hatta bazı vakalarda yüzde kasılma, ağızdan sürekli salya gelmesi, ses kaslarının kasılması gibi belirtiler de karşımıza çıkar.

Kekemelik gibi sorunlarda genel itibariyle psikolojik travmalardan kaynaklandığı için bu tür konuşma bozuklukları söz konusu olduğunda psikologlar, konuşma eğitmenleri, terapiler çok işe yaramaktadır.

Yetişkinlik döneminde yapılan artikülasyon çalışmalarında doğru sesi öğrenme süreci çocukluk dönemine göre daha hızlı gerçekleşmektedir. Ancak yetişkinler öğrendikleri sesi günlük hayata aktarma sürecinde çocuklara göre daha fazla zorlanırlar ve daha uzun süre çalışma yapmak gerekebilir. Çalışma süresi kişiye ve sorunun derecesine göre farklılaşır. Yetişkin dönemde kişilerin en sık yaşadıkları sorunlar; çıkardıkları yeni ve doğru olan sese adapte olmakta zorlanmaları, bu zorluğu aşabilmek için yeterli çevresel desteği sağlayamamaları (çocuklarda anne-baba-bakıcı-öğretmenin çocuğu uyarıp düzeltme yaptığı gibi), çevrenin vereceği tepkileri düşünerek yeni konuşma tarzını kullanmaktan kaçınma, adaptasyon sürecinde istedikleri hızda konuşamadıkları için kendilerini rahat hissetmeme gibi durumlardır. Fakat bu durumlar geçici sürelidir ve kişi konuşmasını tamamen düzeltebilir. Terapiler haftada en az 5 kez olacak şekilde planlanır ve haftalık çalışma programı verilerek takip edilir.

Konuşma Bozuklukları Uygulamaları

İnsanların en önemli iletişim aracı dil ve konuşmadır. Konuşma sayesinde kendimizi en doğru biçimde ifade edebiliriz. Ancak konuşma bozukluğu sorunları yaşadığımızda hem kendimizi iyi ifade edemeyiz. Hem de mutlu ve başarılı hissedemeyiz.

Konuşma bozuklukları hayat kalitemizi düşüren çok önemli sorunlardır. Ancak konuşma ve dil bozukluğu sorunlarının çözümü mümkündür. Diksiyon kursu ve konuşma bozukluğu uzmanı sayesinde yetişkinlerde ve çocuklarda konuşma bozukluğu tedavisi yapmak mümkündür.

Konuşmanın ana faktörleri vardır. Bunlardan birincisi dildir. Dil bir kodlama sistemidir. Ses dizilimleri, biçim, semantik gibi birçok etkenden meydana gelir. Konuşma ise iletişimdir. Ses çıkarmak ve lisan gerektirir. Dil sayesinde hazır bulduğumuz kodları kullanırız. Konuşmak için de çeşitli faktörler gereklidir.

Konuşma bozuklukları çocukluk döneminde ortaya çıkabilir. Ya da sebepsiz düzelen ancak önemli kısımları düzelmemiş bozukluklar yetişkinlikte de görülebilir. Hem çocuklarda konuşma bozukluğu hem de yetişkinlerde konuşma bozukluğu tedavi edilebilen süreçtir.

Çocuklar 3 yaşına kadar konuşmalıdır. 3 yaşında hala konuşamıyorsa gecikmiş konuşma söz konusudur. Bazı çocuklar 3 yaşına geldiklerinde konuşabilirler ancak bazı harfleri yanlış telaffuz ederler.

Buna artikülasyon bozukluğu denir. Kekemelik gibi sorunlarda çocukluk döneminde ortaya çıkıp yetişkinlik dönemine kadar sürebiliyor. Konuşma bozuklukları kekemelik gibi sorunlar tedavi edilmediğinde bireylerde toplumdan uzaklaşma, sosyal fobi gibi hastalıklar ortaya çıkıyor. Bu tür sorunlar ortaya çıktığında ise tedavisi çok daha zor olmaktadır. O yüzden bu sıkıntılarla karşılaşmanda önce konuşma bozukluğunu gidermek gerekir.

 

Tedavi, terapistler, diksiyon uzmanları ve konuşma bozukluğu uzmanları tarafından gerçekleştirilir. Tedavi esnasında ses kalitesinin artırılmasına odaklanılır. Kelimelerin anlaşılmasını, kelimeleri tam çıkarabilmeyi, cümle yapısını ve dil normlarının bilinmesini hedefleyen tedavide anlama ve çözümlemeyi geliştirici egzersizler yapılır.

Tedavi alan kişi ile terapistler ve diksiyon uzmanları arasında yakın ve güvene dayalı bir ilişki olmak zorundadır. Hasta terapistine güvenmeli verilen egzersizleri ve çalışmaları tam olarak yerine getirmelidir.

Dil konuşma bozukluğu , bir zeka sorunundan kaynaklanmaz. O nedenle hastanın kendine güvenmesi sorunun çözümünde en büyük pay sahibi olacaktır.

Bu egzersizler, dilin aktivitesini artıracak, dilin daha önce kullanılmayan noktaları geliştirilecek dil kaslarının güçlenmesi sağlanacak böylece çıkarılamayan kelimelerin çıkarılması sağlanacaktır.

Konuşma Bozuklukları Çeşitleri

Bir kişi bildiklerini anlamakta, düşüncelerini paylaşmakta güçlük çekiyorsa bu dil bozukluğudur. Eğer bir kişi konuşma sesleri düzgün veya akıcı telaffuz edemiyorsa, konuşması akıcı değilse ya da sesiyle problemi, varsa bu konuşma bozukluğudur. Konuşma bozukluğu konuşmanın akışında ritminde tizliğinde vurgularında ses birimlerinin çıkarılışında ve anlaşılmasında bir bozukluğun olması durumudur. Bir çocuğun konuşma sorunlu olarak kabul edilmesi için şu özelliklerin birinde sorun yaşaması gerekir.

Bunlar:

- Konuşmanın anlaşılır şekilde sergilenememesi.

- Konuşmanın duyulmasında yetersizlik olması.

- Sesin bozuk ve tırmalayıcı olması.

- Sesin çıkarılışının, ritminin ve vurgularının bozuk olması.

- Dil yönünden kelime dağarcığının yetersiz ve gramer yapısının bozuk olması.

- Sergilenen konuşmanın bireyin yaşına ve fiziksel yapısına uygunsuzluğu.

 

Konuşma bozuklukları tek tip olarak değerlendirilmemelidir, birbirinden farklı karakteristik özelliklere sahip tanı grupları bulunmaktadır. Konuşma bozukluklarındaki farklılıklara göre konuşma eğitiminin içeriği yöntem ve teknikleri hedef davranışları farklılaşmaktadır.

 

Sözel Anlatım Bozukluğu:

Bu bozukluk kullanılan sözcük sayısının çok sınırlı olması dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hata yapma sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmakta güçlük çekme olarak kendini gösterebilir. Sözel anlatım bozukluğunda dikkatimizi çeken nokta okul ve ev ortamında bireyin yaşıtlarına göre kullandığı sözcük sayısının çok sınırlı olması dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hata yapması sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmasında performans düşüklüğü görülmesidir. Bu kişilerin konuşma terapistine yönlendirilmesi düşünülebilir.

Fonolojik Bozukluk:

Fonolojik bozukluğunda birey anadilini bağımsız yada bileşik sesleri doğru ve anlaşılır biçimde çıkaramaz birbirine gereği gibi ulayamaz yada bu seslerin çıkarılması ve ulanmasında onun yaşından beklenenden çok fazla sapma görülüyorsa onda artikülasyon bozukluğu var demektir. Artikülasyon bozukluğu çocuklarda dört türde görülür bunlar; sesin düşürülmesi veya atlanması ses eklenmesi, ses değiştirilmesi ve sesin bozulmasıdır. Fonolojik bozukluk bireyin yaşıtlarına göre yanlış sesler çıkartması ve kullanması söylemesi bir sesin yerine başka bir sesi söylemesi olarak gözlenilmektedir.

 

Kekemelik:

Kekeme bozukluğu farklı gelişim örüntülerinden kaynaklanabilir dil gelişimi psiko-sosyal gelişim ve fiziksel gelişim kekeleme bozukluğuna yol açabilir. Kekeleme bireyin konuşmaya başladığı anlardan itibaren gözlenilmeye başlayabilir. Kekeleme psikolojik etkilerden dolayı da görülebilir. Bu durum diğerleriyle karıştırılmamalıdır. Yaşanılan psikolojik bir travma ani korku ve şoklar kekelemenin ortaya çıkmasına neden olabilir.

 

Afazi:

Söz veya kelime kaybı olarak ta bilinen afazi kişide zeka geriliği, bellek bozukluğu, işitme özrü ve konuşma organlarında bozukluk olmadan konuşma işlevinin yerine getirilmemesi durumudur. Nedeni bir beyin hasarı sonucu oluşan fonksiyonel bir bozukluktur. Genelde afazi birden ortaya çıkar ancak beyin tümörü gibi yavaş ilerleyen hasarlarda ise zamanla oluşabilir. Afazide dili anlamada veya ifade etmede bir bozukluk söz konusudur. Diğer bir deyişle bir beyin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan sözel ve işitsel iletişimi etkileyen motor ve duygusal dil bozukluklarını içeren bir durumdur. Afazi tanısı olan öğrencilerin bireyselleştirilmiş eğitim programından yararlandırılması düşünülmelidir. Ayrıca konuşma terapisi desteği alınmalıdır.

 

Gecikmiş Konuşma Bozukluğu:

Gecikmiş konuşma çocuğun bebeklik döneminde geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birine takılıp kalması veya o aşamalardan birine geri dönüş yapması durumudur. Bu nedenle hem derece hem de tür olarak çok değişiklik gösteren bir konuşma özrüdür (Özgür 2004 s.93). Gecikmiş konuşma bozukluğu başka tanı gruplarında görülebilir. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan bazı çocuklarda ve bazı otistiklerde gecikmiş konuşma bozukluğu gözlenilebilir. Tanı gecikmiş konuşma bozukluğu olarak düşünülmez. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği yada otizm olarak değerlendirilir.

Konuşma Bozuklukları

Yetişkinlerde konuşma bozukluğu bir yetişkinin sözel iletişimde zorluk çekmesine neden olan herhangi bir belirtidir. Bu problemler arasında takılmalı, yavaş, kısık sesli, kekeleyerek veya hızlı konuşma vardır. Diğer belirtiler arasında sert yüz kasları, ağızdan salya akması, kelimelere zor erişme ve sesle ilgili kasların aniden kasılması vardır.

Dil ve konuşmayla ilgili bozukluklar da birbirinden farklıdır. Bir kişi diğerlerini anlamakta, düşüncelerini paylaşmakta güçlük çekiyorsa bu dil bozukluğudur. Eğer bir kişi konuşma sesleri düzgün veya akıcı telaffuz edemiyorsa, konuşması akıcı değilse ya da sesiyle problemi, varsa bu konuşma bozukluğudur.

Ancak akıcı konuşma bozukluğu, fiziki açıdan sorun olmadığı halde kelimeleri düzgün çıkaramama gibi konuşma bozuklukları ise sadece uzman yardımıyla egzersizler ve dersler vasıtası ile çözümlenebilir. Yetişkinlerde konuşma bozukluğu nasıl giderilir ? Sorusunun cevabı genelde egzersiz ve diksiyon kursları sayesinde giderilir. Şeklinde olacaktır. Çünkü dili çalıştırmak, harfleri çıkarmak için uzman desteği gerekecektir.

Kekemeliğin terapisinde uygulanacak teknik çocuğun yaşıyla yakından ilişkilidir. En yaygın olarak kullanılan yöntemler akıcılığın şekillendirilmesi ve lidcomb yöntemleridir. Lidcomb yöntemi yaşı daha küçük olan çocuklarda tercih edilir ve sürece aile de dahil edilerek terapistin uyguladıklarını evde uygulaması sağlanır. Akıcılığın şekillendirilmesi tekniğinde ise çocuğun konuşmasındaki nefes koordinasyonu, yumuşak başlangıç ve sözcükler arası geçişler tekrardan düzenlenerek, çocuğa takılmaların en aza indirildiği bir konuşma öğretilir.

Gecikmiş dil, çocuğun anlama ve kendini ifade etme becerilerinin yaşıtlarının gerisinde olması anlamına gelmektedir. Gecikmiş dil ve konuşma terapisinde çocukla çalışmanın yanı sıra anne ve babayla çalışma büyük önem taşır. Öncelikli olarak ebeveynlere çocuğun dil ve konuşma gelişimini destekleyecek şekilde etkili iletişim kurma yöntemleri öğretilir. Ardından ebeveynlerin kurulan bu doğru iletişimi Oyun oynama ve kitap okuma gibi etkinliklerle desteklemesi sağlanır. Bu süreçte terapistin her seansta anne ve babanın çocukla oyun oynama ve kitap okuma esnasında çektikleri video kayıtlarını izleyerek geri dönüt vermesi gelişim açısından etkili olmaktadır.

Günlük hayatın her alanında iletişim kurmanın önemli bir parçası olan konuşma, bazı yetişkinlerde karşılaşılan konuşma ve dil zorluklarıyla sosyal hayatı ciddi anlamda etkileyebilecek sorunlara yol açabiliyor.

Akıcı konuşmada ritim ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.

İşte ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum “kekemelik” olarak adlandırılır. Artık, kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir. Kekemelik çok boyutlu bir sorundur. Bu konu, dil ve konuşma terapistleri tarafından ele alınmalıdır.

Konuşma terapisti; çeşitli dil ve konuşma bozukluğu olan her yaştaki kişiye yardım eder Dil ve konuşma terapistinin bulunmadığı yerlerde, terapiye ihtiyaç duyan birey ya da birey yakınlarının, kendilerine en yakın ilde görev alan bir dil ve konuşma terapistine başvurmalarını tavsiye ederiz. İşte konuşma terapistinin düzeltebileceği sorunlara birkaç örnek:

- Artikülasyon bozukluğu : Eğer sesleri doğru çıkarmada ya da kelimeleri doğru söylemede sorun yaşanıyorsa, bu artikülasyon problemidir. Örneğin çocuğunuz ‘araba’ yerine ‘ayaba’ ya da ‘ekmek’ yerine ‘epmek’ diyorsa artikülasyon sorunu vardır.

- Akıcılık sorunları ( kekemelik) : Eğer çocuğunuz sesleri tekrar ediyorsa; kelimeyi tamamlamayı güçlükle yapıyorsa; akıcılık sorunu/ kekemelik olabilir. Örneğin; ‘sosis’ kelimesini söylerken ‘so-so-so-sosis’ ya da ‘sssssssosis’ diyebilir. kekeleyen çocukların akıcılık sorunları vardır.

- Dil bozukluğu : Çocuğunuz karşısındaki kişinin söylediklerini anlamada sorunu olabilir ya da düşüncelerini ifade etmek için kelimeleri bir araya getirmede sorunu olabilir.  Böyle bir durum varsa çocuğunuzun dil bozukluğu olabilir.

Kekemelik Tedavi Merkezi

Kekemelik, sessiz duraksamalar ve kekemelerin ses üretememesi sonucu ortaya çıkan blokların yanı sıra istemsiz tekrarlar, ses, hece ve kelimelerin istemsiz uzamasıyla konuşmanın doğal akışının bozulması sonucu ortaya çıkan bir konuşma bozukluğudur. Kekemelik terimi en çok istemsiz ses tekrarları ile ilişkili olarak kullanılır.

Kekeme olan birçok birey için, tekrarlamalar birincil problemdir. Kekemelik genellikle seslerin fiziksel olarak üretilmesi ve düşüncelerin kelimelere dökülmesi ile ilgili bir problem değildir. Kekemelik sağlıklı bir sözlü iletişimi etkileyecek şekilde geniş bir şiddet yelpazesini kapsamaktadır. Her 4 erkeğe karşılık 1 kadın kekeme bulunmaktadır. Kekemelik, çocuklarda yetişkinlere kıyasla daha çok rastlanan bir olaydır. Okul öncesi cağındaki çocukların %5′i kekemedir. Yetişkinlerde bu oran yaklaşık %0,73 kadardır. Aynı oran cinslere göre ayrılırsa, erkeklerde %80, kadınlarda %20′dir.

Çocuğun küçük yaşta tanık olduğu aile içi gerilimlerin ve tartışmaların yarattığı stresin beyindeki konuşma merkezini etkilediği ve kekemeliğe neden olduğu belirlendi, kekemelik sorunu yaşayan çocukların yüzde 40 ile 60’ının ailelerinde de kekemeliğe rastlandığı görüldü.

Kekemelikte nefes sorunları, yumuşak damak ve diyafram kontrolsüzlüğü olarak karşımıza çıkmaktadır. Üst solunumun kaynaklı sakinliği kontrol altına alamama durumları oluşur.

Kekemeler de yanak-dudak ve diyafram uyumu diğer insanlardan daha farklıdır ve dolayısıyla nefessiz konuşmaya çalışmak ya da konuşmaya başlamadan evvel tüm nefesin boşaltımı söz konusu olmaktadır.

Beynin anlam ve cümle kuran yeri eşit kullanılamadığından ve birinin daha önce aktif hale geliyor olması konuşma bozukluğuna yani kekemeliğe neden olabiliyor. Bu durumun düzelebilmesi için kişinin rahatlaması ve kendisini yavaşlatması, kendini kötü hissettiren faktörlerin ayıklanması ve doğru konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir.

Kekemelik problemi yaşayan bireylerin doğru nefes almayı aynı zamanda alınan nefesin konuşma esnasında nasıl kullanılması gerektiğinin öğrenilmesi zorunlu hale gelmektedir.

Kekemeliğin Arttığı Durumlar :

Telefonda biriyle konuşurken,

Toplum önünde konuşurken,

Otorite figürlerine karşı konuşurken,

Hikaye, ya da birine bir şey anlatırken,

Kendisinin ya da bir kişinin adı sorulduğunda,

Zaman baskısı altında hissettiğinde,

Beklenmedik bir durumla karşı karşıya kaldığında ve ani konuşama baskısı altında hissetiğinde,

Yeni insanlarla tanışırken,

Beklemedikleri anda soru sorulduğunda kekeleme şiddetinde artış olur.

Fluency shaping tekniği ile konuşma bozukluklarından olan akıcı konuşma bozukluğu yani kekemeliğe karşı uygulanmaktadır. İlaç veya bir umut için psikolog ve psikiyatrislere başvurmak gereksizdir. Shaping Tekniği sayesinde takılmalara ve duraksamalara çözüm bulunarak konuşma kontrolü kişilere verilerek sonlanmaktadır. 1905 Amerika doğumlu C. Van Riper’ in buluşu olan Shaping Tekniği yeniden şekillendirmiş olduğu konuşma sorununu bireylere alışkanlık haline getirmeye çalışmıştır. Kekemelik sorunu değişken olup bazen geçer gibi gözüküp daha da ağırlaşabilir.

Motivation

Identification

Desensitization

Variation

Approximation

Stabilization

Yukarıda gösterildiği gibi altı adımı olan bu tekniğin, her adımı kişiyi düzelmeye yönelik süreçleri içermektedir. Kişilerin durum hakkında bilgilendirilmesi, süreçlere yönelik onların adaptasyonun güçlendirilmesi, duygusal dayanıklılığın arttırılması ve kontrollü konuşma alışkanlığının kişiler tarafından benimsenmesi adına egzersizler bu terapilerde uygulanmaktadır.

{$footer_yazisi}