Konuşma Sorunları Nasıl Oluşur?

Konuşma sorunları doğuştan gelen bir sıkıntı olmamakla birlikte dönem dönem olarak ya da korkulu anların ardından kendini göstermektedir. Konuşma sorunları kendi içerisinde ana görünümde işitme kaybı ya da doğuştan gelen bazı fizyolojik etkilerin sonucunda ortaya çıkan terapilere çok uygun olmayan derin sıkıntılar olarak ve bunun haricinde dil bozuklukları grubunda daha sık karşımıza çıkan sonradan görülmeye başlayan sıkıntılar olarak ikiye ayrılabilir.

Dil bozuklukları, harflerle ilgili seslerle ilgili ya da cümlelerle ilgili olabilirken bunun yanında dil bozuklukları genelinde hastalık olarak bakılan ancak ilgisi olmayan akıcı konuşma bozuklukları olarak da görülebilmektedir. Akıcı konuşma bozuklukları yani konuşma sorunları aslında kişilerde sonradan yaşanan bazı korkulu ya da panikletebilecek derecede beklenmedik durumlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Tüm bu sorunlar aslında yeniden şekillendirilmiş bir konuşma alışkanlığının devreye sokulması ve eski kullanılan konuşma yapısının değiştirilmesi ile son bulabilmektedir.

Eğitim sırasında alınan bazı sorumluluklar sonucu bireyler konuşma sorunlarının üstesinden gelebilmektedir. Genellikle korku kaynaklı oluşan konuşma bozuklukları heyecanlı, stresli veya baskılı durumlarda daha da artış gösterir. Bu durum karşısında bireyler söylemek istedikleri kelimeleri veya cümleleri söylemekte zorluk çekerler. Karşılaştıkları bu ani durum sırasında takılmalarını engellemek için bir takım uğraşlar sergilerler. Işte bu sırada alınan eğitim bu gibi durumlarda konuşma bozukluğunun kontrolünü ele almaya yarar. Yeniden düzenlenmiş bir konuşma stili ile bireyler uzun bir süre içerisinde akıcı konuşmaya ve nefesini kontrol etmeye başlarlar.

Konuşma Sorunları ve Terapi Süreçleri

Konuşma bozuklukları doğuştan gelen sıkıntılar olmasa da dönemsel olarak ya da ani şekillerde korkulu anların ardından ortaya çıkmaktadır. Kişilerdeki iletişim bozukluklarının en belirgin olduğu durum konuşma sorunları olarak bilinmektedir. İletişim sıkıntılarının getirdiği en temel sorun ise kişilerin kendine olan güvenini yitirmesi ile sonuçlanmasıdır. Konuşma sorunları, çocuk yaşlarda belirginleşmeye başladığında müdahale edilmediğinde artık bu konuşma sorunları adeta bir alışkanlık halinde dil tembelliği şeklinde kalıcı bir sorun olmaktadır. Özellikle ergenlik dönemine yani okul öncesi ve başlangıç dönemlerine kadar konuşma bozukluğu tedavisi göremeyen bireylerin ergenlik döneminde bu sorunlarla karşı karşıya kalması davranış bozukluklarını ortaya çıkarmaktadır. Bu da hiç istenilmeyen bir durumdur.

Özellikle çocuklarda görülen kekemelik, harf hataları veya hızlı konuşma sorunları, henüz oturmuş bir yanlış konuşma alışkanlığına dönüşmeden ya da zaman kaybetmeden konuşma terapileri, dil egzersizleri ile yeni ve kontrollü bir konuşma alışkanlığı kazandırılması ve bunun kişiye benimsetilmesi ile kişi bu konuşma sorunlarından kurtulabilir. Benimsenen yeni konuşma alışkanlığının devamlılığının sağlanması adına rutin kontrol seanslarına dikkat edilmelidir.

Konuşma bozukluğu tedavisinde terapi süreçleri uzun tutulmalı ve her gün mevcut terapi alınılmalıdır. Her bireyin yaşı ve konuşma problemi bir olmadığından terapilerde bir arada bulunmak doğru değildir bu nedenle bireyler dil ve konuşma terapistlerinden birebir ders almaktadır. Bazı seanslarda ise bireyin heyecanını ve başkalarıyla olan konuşmasını kontrol etmek amaçlı konuşma problemi yakın olan bireylerle konuşması göz önünde tutularak terapi ilerletilebilmektedir.

Konuşma sorunları ve tedavi süreçleri, temel süreç esnasında düzenli ve uzun süreli şekilde devam etmektedir. Tedavisi ancak şekillenmiş başka bir konuşma stilini benimseyebilmek ve uzun süreyi sabırla karşılayabilmekle mümkündür. Bireyler gerçekten var olan sorundan kurtulmak istediği sürede eğitime başlanılmalı ve azimle devam ettirmelidir.

Bireyler aldıkları eğitim süresinde aşırı gergin ortamlarda bulunmamalı ve baskı altında kalmamalıdır. Stresli durumlardan kaçınmalı ve aniden korkutulmamalıdır. Sorumluluklarını yerine getirmeli ve verilen egzersizleri aksatmamalıdır. Bu süreçte bireylerden gereksiz uyarılarda bulunulmalıdır. Örneğin ‘neden böyle konuşuyorsun’ , ‘düzgün konuşsana’ gibi onu gerebilecek cümlelerden kaçınılmalıdır.

Kekeleme Tedavisi ne kadar işe yarar?

Kekemelik esasında çevresel faktörlerin de değerlendirilmesini gerektiren bir sisteme sahip olan problemlerdir, genellikle korkunun ya da baskılı ortamların etkili olduğunu gördüğümüz bu sorun hızlıca kişinin hayatından uzaklaştırılması ile kısa sürelerde çözümlenebilmektedir.

Kekemelik  psikolojik bir yapıya bürünen ve birçok duygusal olaydan etkilenen bir durum haline gelir. Bu yüzden durumun kendisine dert edilmesini engellemek adına ‘kekemelik’ durumları belirginleştiği anlarda onlara karşı “neden kekeliyorsun”, “düzgün konuşsana” gibi tepkilerden uzak durulması gerekmektedir.

Olay ya da nesneden çok korkulduğu esnada ortaya çıkabilen takılmalar öncelikle kelimelerin tekrarlanmasıyla görünür. Bu Bu Bu Bu, Ama Ama Ama gibi.. Bu tekrarlar kendisini zamanla takılmalara ve sonrasında tutulmalara bırakır. Kekemelik konuşma seansları ile üstesinden gelinecek bir durumken kişinin yaşının bu terapilere uygun olması gerekmektedir.

Kekemelik aynı zamanda diyafram ile ilgili problemdir. Çocukların koşmaya çalışırken konuşmaya çalışması gibi özellikle heyecanlandıkları anda onların konuşmasını daha zorlayıcı bir etkiyle takılmalarına sebebiyet verir.

Kekemelik tedavisi ne kadar işe yarar sorusuna gelecek olursak, kekemelik problemi yaşayan her türden insanın uzun süreler sonucunda edindikleri tekniklerle, öğrendiği yeni şeylerin sonucunda özgürce konuşabildiklerinde çok işlerine yarar. Alınan kekemelik tedavisi bireyi karşılaştığı her olayda nasıl davranacağı ve neleri yapıp yapmaması gerektiğini bilmesi adına çok yararlıdır. Bireyler burada öğrendikleri teknikler ve nefes egzersizleriyle bulundukları durumu kontrol altına almayı ve tekrardan karşılaşabilinecek olası durumları büyük bir bilinçle yönetmeyi öğrenirler.

Şekillendirilmiş konuşma alışkanlığı olarak adlandırılan (slow motion) yöntemi kişiye aktarım aşamasında aynı zamanda diyafram egzersizlerinin paralel olarak yapılması, konuşurken özellikle heyecanlı durumlarda kişilerin killenmesine yol açtığından içerisinde uzun süreçleri barındırmalıdır. Kekemeliğin tedavisi, içerisinde nerde doğru nefesin alınması gerektiğinin öğrenilmesi adına yapılması gereken seansları büyük zamanlar ve dil terapistleri eşliğinde devam ettirir.

Başarının devamını görebilmek kekemeliğin tedavisinde en önemli faktördür. Kekemeliğin tedavisi gerçekleştiği haftadan itibaren pamuk ipliğine bağlı bir durum söz konusudur. Tekrarlama ihtimalinin olduğu kekemelik problemi bir alışkanlık olduğu için karşılaşılan sorunlu stresli bir durum karşısında kişi yine takılmalara maruz kalabilir.

Kekeleme tedavisi nasıl olur?

Kekemelik çeşitli sorunlar sonucunda ortaya çıkabilen bir problemken, doğuştan olduğuna ve genetik bir problem olduğu konusunda farklı görüşler vardır ancak bunu destekleyici herhangi bir bilimsel buluş yoktur.

Kekemelik tedavisi nasıl olur sorusundan önce takılmaların bir hastalık olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Bu sebeple heyecanın önüne geçmek için sanki çözüm olacakmış gibi medikal tedavi süreçlerine başvurmamak gerekmektedir.

Kekemelik ancak mevcut takılmaların ve tutulmaların olduğu sorunlu konuşma alışkanlığını durdurup, yerine şekillendirilmiş bir konuşma alışkanlığının kazanılması ile bitebilen bir akıcı konuşma sorunundan öte bir şey değildir.

Kekemelik tedavisi nasıl olur sorusu ise öncelikle bireylerin kekemeliğine sebep olan olaylar ya da ortamların anlamlandırılması ile başlanabilir.

Kekemelik bir hastalık olmadığı için hapı ya da şurubu yokken ancak konuşma terapileri ile ortadan kaybolabilen bir sorundur. Takılmalar bilhassa da heyecana bağlı olarak ortaya çıktıkları için heyecan verici ortamlarda kişiler eğitim süresince kontrol edilmelidir.

Kekemelik tedavisi için kısa süreler tedavinin sağlıklı olması açısından yeterli değildir. Tedavilerin uzun süreler içersinde sık sık devam etmesi gerekir. Temel tedavi bittiğinde ise ardından gelen kontrol süreçleri bırakılmamalı, egzersizler terk edilmemelidir. Bireyler tedavi süreçlerinde stresten uzak durmalı, onu gerecek ve heyecanlandıracak tüm ortamlardan uzaklaşmalıdır.

Kişinin takılmaları bazen uzatmalar bazen ilk hece takılmaları bazen de konuşmaya başlamadan önce farklı seslerin çıkarılmasıyla oluşabilir. Şekillendirilmiş yeni konuşma alışkanlığının kazandırılmasıyla konuşma içerisinde bulunan takılmaların önüne geçmek mümkündür. Fakat bu konuşma bozukluklarının ortadan kalkmasından sonra dikkatle uyulması gereken kurallar bulunmaktadır. Kişi bu kuralları gerekmedikçe ihmal etmemeli ve muhakkak yerine getirmelidir.

Kekemelik Tedavi Yöntemleri

Kekemelik, akıcı konuşma bozukluğu olarak bilinen takılmalardır, kişilerin özelliklede ilk hece takılmaları olarak yaşadıkları bu sorunlar, heyecanlı ve gergin anlarda daha sık yaşanmaktadır.

Kekemelik takılmalar, tutulmalar, duraksamalar, tekrarlar gibi farklı şekillerde görülebilmektedir. Kekemelik nasıl geçer diye yapılan araştırmalarda ise bu farklılıkların önem arz ettiği ortadadır. Fakat bilinenin aksine “kekemelik ilaç ya da hap tedavisi ile geçer” düşüncesi oldukça yanlıştır.

Korkunun sebep olduğu bilinen kekemeliği, sadece korkudan kaynaklı olarak bilmek yanlış bir düşüncedir. Kekemelik, birçok nedenden meydan geldiği gibi tedavi yöntemleri tek ve özdür. Kekemelik, aniden korkutulmak, karanlığa uzun süre maruz kalmak, karanlıkta bir cisim görmek gibi sebeplerden meydana gelse de yeni doğan kardeşi aşırı kıskanmak, köpek kovalaması, yükseklikten korkma veya yüksekten düşmek gibi nedenlerden de meydana gelebilir.

Kekemelik tedavi yöntemleri kişilerin kekemelik sorununu atlatmak için denedikleri yol olarak adlandırılabilir. Bu yol ise uluslar arası sonuçları ispatlanmış yöntemlerin kullanılmasından geçer. C. VAN RİPER yıllar önce kekeme iken vefatı sırasında kekemelik konusunda bir ekol olarak hatırlanmaktadır. Bulduğu shaping tekniği sayesinde, şekillendirilmiş bir konuşma alışkanlığını ortaya sürmüştür. Bu yeni konuşma alışkanlığı ise eski ve sıkıntılı takılmaları rahatlıkla giderebilmektedir. Fakat bu başarının devamlılığını sağlamak adına kekemelik tedavisi süreçleri ve egzersizlerinin sürdürülmesi gerekmektedir.

Kekemelik tedavi yöntemleri olarak kullanılan shaping tekniği, şekillendirilmiş akıcı konuşma tekniği olarak tabir edilebilir. Bu teknik uzun süreler sonucunda gerçekleşen, yoğun bir eğitim programıyla devam eden bir yapıdır. Bireyler burada aldıkları eğitim sonucunda, kesin sonuçla karşılaştıklarında, akıcı ve yeniden şekillenmiş bir konuşma yapısına sahip olurlar. Burada aldıkları, ana eğitimde diyebileceğimiz, temel eğitim programı bittiğinde akabinde kontrol süreçleri devam eder. Merkezimizdeki kontrol süreçleri bireylerin aldıkları temel eğitim süreçlerinin, ona ne kadar katkı sağladığını takip etmek ve yeniden edinmiş olduğu konuşma yapısının merkezimiz dışında nasıl ilerlediğini bilmek amaçlı devam ettirdiğimiz bir süreçtir. Bu süreç bireylerin merkezimiz dışındaki durumunu kontrol süreçleriyle desteklemesinin ardından bireylere egzersizlerinin ve doğru nefes tekniklerinin hayatının geri kalan kısmında da etkili olabileceğini net bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Kekemelik Tedavisi İstanbul

Sonuçlarıyla birlikte takılmalar olarak görülen kekemelik problemi, konuşma akıcılığındaki bozukluklar olarak da kabaca tanımlanabilir. Konuşmanın akıcılığını bozan duraklama, tekrarlama, takılma ya da uzatarak konuşma şeklinde görülebilir. Konuşmaya başlarken konuşmanın gereken düzenini bozan, bazı ses veya sözcükleri tekrarlama ya da sesi duraklayarak çıkarma ile devam eden yanlış konuşma alışkanlığıdır.

Genelde heyecan olduğunda, baskılı bir ortamda, sinirlenince, yeni tanışılan kişilerle konuşurken, telefonda konuşurken, toplum karşısında konuşma yapılması gereken durumlarda, önemli bir kişiyle konuşurken bireyin takılması artar. Bu durum kekeme kişinin farklı sebeplerle toplumdan ve sosyal ortamlardan uzaklaşmasına sebep olabilir. Buna sebep olan en büyük faktör, kekeme kişinin takılacağım kaygısıyla konuşmaktan çekinmek olarak ifade edilebilir.

Küçük yaşlardan beri akıcı konuşma bozukluğu olan bireyler kekemeliği bir hastalık olarak görmemeli ve bu sebeple tıbbi ilaçlarla çözümü aramamalıdırlar. Kekemelik ancak konuşma akışını yeniden şekillendirecek tamamen başka bir konuşma stiliyle düzeltilebilir. Ve bu konuşma stilini benimseyebilmek kısa süreler içersinde olmamalıdır.

Terapilerin tedavisinde kullanılan konuşma problemleri olarak takılmalar, kekemelik, artikülasyon bozukluğu, harf hataları, yutma bozuklukları, dil sorunları, ve dil bozukluğu sıralanabilir. Konuşma terapisti her konuda ayrıca değerlendirmesi gereken konuşma motoru yeteneklerini geliştirmeye yönelik konuşma yapısına direk müdahalelerde bulunmalıdır. Konuşma Terapistleri takılmalar ve harf hataları yani artikülasyon sorunu yaşayan kişilerin bu problem ve sıkıntılarını öncelikle var olan yapıyı kıracak şekilde yeniden kontrollü konuşma sistemi ile eski yapıyı değiştirmek suretiyle işe başlar. Seanslar oldukça sık ve yoğun bir tempoda yürümek zorunda ki hızlıca istenilen akıcılık ve kontrol kişiye derhal empoze edilebilsin.

Yeni ve kontrollü konuşma alışkanlığının empoze edileceği kişi dil ve dudak egzersizlerini bitirdiğinde olay sona ermiş sayılmaz çünkü uzun süreçler sonucunda alışkanlık olarak devam eden konuşma sorunları, seanslar sonunda belli bir süre sonra kendini tekrar edebilir. Konuşma terapisti ise bunun bilincinde olmalı ve rutin kontrol süreçleri ile kişileri konuşma terapileri sonrasında da izlemelidir. Bunun yararı olası bir olumsuzluk durumunda ortaya çıkan eski sorunlu yapının bir an önce eliminize edilmesi ile ilgilidir ki alışkanlık haline dönüştürülmeden sorun ortadan kaldırılabilsin.

Kekemeliğin Sebepleri Psikolojik midir?

Kekemelik takılma, tutulma, tekrarlamalar gibi konuşma bozuklukları yaşayan kişilerin, bu sorunların sebeplerinin nelerden kaynaklandığının bilmesi ve çözüm yolunda uygulanacak eğitimin kişi tarafından tam olarak algılanmasıyla başarılı olarak sonuçlanması mümkün bir konuşma bozukluğudur.

Kekemelik bir hastalık olmadığından ilaçla ya da tıbbi müdahale gibi çözümlerle geçebilecek bir problem değildir.

Kekemelik yıllardır mevcut bir sorun olarak devam eden bir problem olduğunda kişi özellikle heyecanlı anlarda bu sorunu yaşamak zorundadır. Çünkü kekemelik artık konuşma yapısı içerisinde alışkanlıkvari bir süreç olarak kişinin konuşma faaliyetini ele geçirmiştir. Kekemelik nasıl geçer sorusunun önemli virajı kekemeliğin bu nitelikte bir sorun olarak görülmeye başlanması ile son bulabilecek bir konuşma bozukluğudur. Bu sebeple kabaca bir tabirde bulunursak kekemelik, yalnızca bu alışkanlığı şekillendirmek farklı bir kalıba uydurmak, yeni bir biçime sokmak kaidesi ile ortadan kaldırılabilir. Bu da zaman ve kişi tarafından gösterilmesi gereken güçlü bir azim gerektirir.

Kekemeliğin neden olduğuna dair tek bir sebep söylemek yanlış olur. Birden fazla nedenin bir araya getirdiği olumsuzluklar sonucunda kekemelik ortaya çıkabilmektedir. Örneğin karanlıkta bir cisim görmek, köpek kovalaması, yeni doğan kardeşi aşırı kıskanmak, aşırı baskı  altında kalmak, aniden korkutulmak gibi nedenler kekemeliğe sebep olabilmektedir.

‘Kekemeliğin sebepleri psikolojik midir?’ Sorusuna gelince  kekemeliğin sebebi psikolojik bir neden olarak nitelendirilebilir. Travma sonrası yaşanan dönem sakinleşmeye el verecek derecede rahatlatıcı bir boyut üzerinde bulundurmadığı takdirde, konuşma sorunları aniden gelişen bir korku sonucu da olsa belli bir süre sonra refleks haline dönüşerek konuşma yapısı üzerinde refleks haline dönüşebilmektedir. Ancak artık refleks haline dönüşen problemin sebebini ortadan kaldırmaya yönelik psikoterapi süreçleri yerine dil terapisinin uygulanması gerekmektedir.

Çocuklarda Kekemelik

Çocuklarda Kekeleme sık görülebilecek sıkıntılardandır. Genellikle bir durum ya da olaydan çok korkulduğu zaman ortaya çıkabilen takılmalar öncelikle kelimelerin tekrarlanmasıyla görülmeye başlar.

Bu Bu Bu, Ama Ama Ama gibi.. Bu tekrarlar kendisini zamanla takılmalara ve sonrasında tutulmalara bırakır. “Çocuklarda Kekeleme” konuşma terapileri ile üstesinden gelinecek bir durumken çocuğun yaşının bu seanslara uygun olması gerekmektedir. Genel olarak 5 yaş ve üzeri bu seansları almaya uygun olarak belirtilmektedir

Çocuklarda Kekeleme bilhassa da gergin olan durumlarda kendini gösteren bir durum olarak bilinmektedir, sebebiyeti sadece heyecana yüklemek de yanlış bir görüş olur. Bu sebeple çocuklarda kekeleme sendromunu bir hastalık olarak değerlendirmemek ve ilaçlara sarılmadan çocuklarda kekeleme sorununa yalnızca konuşma terapileri ile çözüm aramak gerekir. Çocuklarda kekeleme sorunu ciddiye alınması gereken fakat genel anlamda ise ciddiye alınması gereken konuşma bozukluğu türlerindendir.

Kekemelik bir hastalık olmadığı için medikal bir müdahaleyi gerektiren bir yapısı yoktur. Kekemelik tedavisi ise ancak eğitimle ve konuşma egzersizleri ile yapılabilecek bir süreçtir.

Kekemelik ilk olarak görülmeye başladığı zamanlar itibari ile bilhassa küçük çocuklarda kendiliğinden geçebildiği bir dönem bulunmaktadır. Ancak bu dönem içerisinde çocuğun kekemelik sorununu fark etmemesi ya da kendisine sorun etmemesi sağlanmalı gereksiz uyarılardan kaçınılmalıdır. Bu uyarılar çocuğun problemi içsel dünyasında büyütüp kekemelik sorununun daha da fazla çocuk üzerinde artmasına sebebiyet vermektedir.

Çocuklarda Kekemelik Nasıl Geçer?

Akıcı konuşma bozuklukları olarak adlandırılan takılmaların, özellikle de doğuştan olmadığı halde erken konuşma dönemlerinde ortaya çıkmaya başlaması aile bireylerini paniğe sürüklese de bu kekeleme tedavisi için uygun olmayan bir davranış tarzı olacaktır.

Çocuklarda kekeleme, çözümsüz gibi bilinen bir hastalık gibi değerlendirilen bir problem gibi görülmektedir. Fakat işin aslı o kadar da kötü bir manzaradan oluşmaz. Çünkü çocuklarda kekeleme problemi doğuştan ortaya çıkan problemler gibi değildirler. Çocuklarda kekeleme problemi bireylerin etkilendikleri bilhassa da korktukları beklenmedik anlarda gelişen durumların sonucunda ortaya çıkmaktadır. Konuşma lobunun ve konuşma motorunun bu reaksiyon sonucundaki etkiyle birlikte akıcılığını kaybetmesi kekemeliğin ana nedenidir.

Çocuklarda kekeleme başladığında nefesle ilgili bir düzensizlikten de söz edebiliriz. Diyaframın düzensizliği buna en büyük örnektir.  Çocuklarda kekeleme tedavisi ise kekemelik ortaya çıktığı gibi gerekli olan bir süreç değildir. Çünkü öncelikle bu sıkıntının kendiliğinden geçebilme döneminin olduğu unutulmamalıdır. Ancak üzerinden aylar geçtiği halde durum böyle ise yeni ve kontrollü bir konuşma alışkanlığının empoze edilmesi gerekliliği bilinmelidir. Bu süreç ise kısa periyotlarda uygulanamamalıdır.

Çocuklarda kekemelik bariz bir şekilde meydana geldiğinde ve uzun bir sürenin ardından geçmediği aile bireyleri tarafından gözlemlendiğinde bireylerin üzerine düşen bazı sorumluluklar vardır. Bunlar çocuk hakkında olup onun kekemeliğinin artmasını engellemek amacıyla meydana gelen birkaç eylemden ibarettir. Örneğin aile bireyleri çocuğa onun neden böyle konuştuğunu sormamalı ve ‘düzgün konuşsana oğlum’ gibi uyarılarda bulunmamalıdırlar. Çocuğu baskı altında bırakmamalı ve takıldığı yerlerde onun yerine cümlesini tamamlamalıdırlar.

Küçük yaşlarda takılma problemlerinin ortaya çıkışını etkileyen bazı durumların yaşanması bu olayın ortaya çıkışında en büyük etken olarak bilinse de öncesinde ya da sonrasında yaşanmış ya da yaşanacak benzer korkular bu sorunu kalıcı hale taşıyabilmektedirler. Olası bazı durumlarda çocuğun aniden korkutulması ya da karanlıkta gördüğü bir cisimden korkması bu durum etkili hale gelmesine sebep olabilir veyahut yeni doğan kardeşi aşırı kıskanmak yükseklikten korkmak gibi nedenlerde çocuklarda kekemeliğe neden olabilmektir.

Çocuklarda Konuşma Bozukluğu Gelişimi

Kekemelik ya da artikülasyon olarak nitelendirilen konuşma bozuklukları gibi doğuştan olmayan ve sonradan ortaya çıkan akıcı konuşma bozuklukları yahut harf hataları düzelebilen konuşma bozukluklarıdır. Fakat bazı çocuklarda konuşma bozukluğu sebepleri işitme kaybı gibi doğuştan gelen sorunlar olabilmektedir. Gençliğinde konuşma bozukluğu yaşayan ve çözüm süreçlerinde büyük rol oynayan C. Vn Riper der ki “ duyabilen herkes aynı zamanda konuşabilir” bu söz aslında her şeyi açıklamaktadır.

Çocuklarda konuşma bozukluğu gelişimi erken konuşma dönemlerinde çocukların karşılaştığı özellikle de korkulu ve gergin anların, onların hayatlarında derin izler bırakmasının bir sonucu olarak görülebilmektedir. Akıcı konuşma bozukluklarından kekemelik bilhassa böyle durumların ardından sıkça görülebilmektedir. Ya da küçüklerin bazı harfleri söyleyememesi ya da yanlış söylemesi, her ne kadar onları tatlı bir görünüme soksa da bu bir sorundur ve müdahale gerektirir. Çocuklarda konuşma bozukluğu çok sık görünse de çocuklarda konuşma bozukluğunun kalıcı bir sorun haline gelmemesi için görev aile bireylerine düşmektedir.

Çocuklarda konuşma bozukluğu bilhassa da gergin olan durumlarda kendini gösteren bir durum olarak bilinmektedir, sebebiyeti sadece heyecana yüklemek de yanlış bir görüş olur. Bu sebeple çocuklarda konuşma bozukluğu sendromunu bir hastalık olarak değerlendirmemek ve ilaçlara sarılmadan çocuklarda kekeleme sorununa yalnızca konuşma terapileri ile çözüm aramak gerekir. Çocuklarda konuşma bozukluğu sorunu ciddiye alınması gereken bir problemdir. Konuşma bozukluğu bir tür alışkanlık haline geldikten sonra kendiliğinden düzelme şansı çok yoktur. Bu gibi durumlarda dil ve dudak terapileri devreye girecek ve yeni bir kontrollü konuşma alışkanlığının çocuk tarafından benimsenmesi süreci aile bireylerini ilgilendirir önemlilikte olacaktır.

Konuşma bozukluğu tedavisi ise, konuşma terapistlerinin dil-dudak eğitimlerine girdiği, kişilerdeki akıcı konuşma bozukluklarının tam olarak tespiti ile şekillenen konuşma egzersizleriyle sorunların üzerinde yapıcı şekilde gelişimini amaçlayan terapilerle düzelebilmektedir. Konuşma bozuklukları uzmanları ve asistanları kişilerdeki problemlerin bilhassa bireylerin yaşadıkları psikolojik olayları göz ardı etmeksizin değerlendirmelidir.

{$footer_yazisi}