Kekeleme Neden Olur?

Kekemelik konuşmanın akışında meydana gelen tekrarlarla oluşan bir konuşma bozukluğudur. Tekrarlar olarak görülen bu durum yerini yavaş yavaş duraksamalar ve takılmalara bırakır. Genellikle 2-5 yaş arası görülmeye başlanır ardından kısa bir süreliğine tamamen yok olur. Bu durum oluştuktan 1-2 yıl sonra tekrar aynı problemlerle karşılaşılır. Geri gelen bu kekemelik kişiyi oldukça rahatsız ettiği gibi ilerleyen zamanlarda da peşini bırakmaz.

Kekemeliğin sebeplerini tek bir nedene bağlamak doğru olmayacağı gibi tüm sebepler sonucunda da kekemeliğinizin olduğuna inanmak yanlış bir tutumdur. Birkaç kere takılmış ve sorun yaşamışsanız bunu direkt kekemeliğe bağlamak doğru değildir. Kekemelik meydana geldiği zaman içersinde tekrarlarla başlar ve ilerleyen zamanda da kendini belirginleştirir ve devam eder.

Çok aşırı stres var olan kekemeliği arttırdığı gibi başlangıcı olmasına da sebep olabilir. Kişiler aniden korktuklarında, beklemediği kötü bir haber aldığında, yeni doğan kardeşi kıskanma ve aşırı üzüldüğünde kekemelik meydana gelebiliyor. Bazı uzmanlar bu konuda kekemeliğin alışılmış bir konuşma bozukluğu olduğunu iddia ediyor. Önceden birinden duyduğunda ve kişi kendi üzerinde denediğinde kekemelikle karşı karşıya kalabiliyor.

Kekeme bireyler heyecanlandıklarında daha fazla kekelerler, örneğin; toplum önünde bir şeyler anlatırken ya da mevkii sahibi biriyle konuştuklarında bu durum artış gösterebiliyor. Benzer şekillerde aniden ismi sorulduğunda, baskı altında hissettiklerinde, telefonda konuşurlarken ya da iş görüşmelerinde daha sıklaşabiliyor.

Bu birkaç durum fizyolojik olarak çeneye yansıyor ve nefesi düzensizleştiriyor. Kişi çenesi yeterince açamıyor ve nefesini yanlış şekilde alarak konuşmasına devam ediyor. Her kekeme bireyin kendince kekemeliğinin şiddetini ayarlayabildiği durumlar oluyor fakat kekemelik tedavi edilmediği sürece devamlılığını korur.

Kekemelik tedavisi uzun süreçler isteyen tekniklerle beraber yüz güldürebiliyor. Bu tedavide kısa süreçler tamamiyle sonuç vermediği gibi kurtarılmış olan kekemeliği uzun süre devam ettiremez ve yeniden meydana getirir. Merkezimizde kullandığımız “shaping tekniği” birey için düzenlenmiş uzun seansları içerir. Kişi bireysel olarak terapistiyle yüz yüze eğitim alır ve bunu teknikleriyle sürekli devam ettirebilir. Konuşma Terapisti kişilerdeki değişken sorun ve problemlerin iyi analiz edebilen ve hangi konuşma yöntemini/metodunu seçmesi gerektiğine karar verebilecek kadar tecrübeye sahip kişilerdir.

Kekemelik Geçici midir?

Kekemelik, istemsiz bir şekilde gerçekleşen takılmalar ve duraksamalar halinde sürekliliğini devam ettiren bir konuşma bozukluğudur. Bireyde meydana geldiği andan itibaren kaybolma süresi olan bu kekemelik 1-2 yıl içerisinde geri gelme özelliğine sahiptir. Geri gelen bu kekemelik devamında ise tedavi sonucunda düzelebilir.

Tedavisinde erken davranılan bireyler, yaşları ilerledikçe karşılaştıkları sıkıntıları daha olumlu karşılayıp strese bağlı kalmadan düzelebilirler. Erken tedavi almış olan bireyler ilerleyen zamanlarda bulundukları ortamda zorluk çekmeden ve rahatlıkla konuşabilmektedirler. Özellikle çocuklarda alınan erken eğitim onu çocukça yapılan alaylardan olabildiğince uzaklaştırır ve öğrendiği yeni alışılmış konuşma sayesinde yaşamında olumlu sonuçlar meydana getirir.

Bireylerde mevcut olan kekemelik zaman içerisinde alışılmış olduğundan kişiye tamamen farklı bir konuşma şekli empoze etmek zor ve uzun süreçler isteyen bir durumdur. Bu aşamada bireyde mevcut olan kekemeliği tamamen unutturmak adına birtakım süre içersinde susmalarını, öğreneceği yeni konuşma için ise kendini hazır hissetmelerini istiyoruz. Burada birey adına istenilen her şey onun konuşmanın akışını şekillendirecek ve diksiyonunu düzeltecektir.

Devamında istediğimiz kişinin kendini psikolojik ya da fiziksel olarak hazır hissetmesi ve aldığı eğitimi benimseyebilmek için kendine zaman tanımasıdır. Her şeyden önemlisi ise kişinin gerçekten kendisinin düzelmesini istemesi ve bunu eğitimleriyle devam ettirebilmesi çok önemlidir. Kısa bir sürede aldığı eğitimle düzeldiğine inan bireyler şekillenmiş konuşma akışını bozarak aldığı eğitimleri bir kenara bırakıyor ve normal konuşmaya başlıyor ancak bu yanlış bir davranıştır.  Kekeme olan bireyler kendilerini üzmemeli ve üzüldükleri ortamdan kendilerini uzaklaştırmalılar. Onların şekillenmiş konuşmalarını bozacak şeyler dinlememeli ve uygulamamalıdırlar.

Kekemelik ilaçla ya da cerrahi bir müdahale ile düzelmez, bu tamamen öğrenilmiş bir konuşma şekli olup yeniden şekillenmesiyle düzelebilen bir durumdur. Biz Kekemer olarak konuşmanın akışını şekillendiren “shaping tekniğini” kullanmaktayız. Bu yöntem ile alışılmış konuşma bozukluğu tamamen bir kenara bırakılıp yeni konuşma şekli kişiye öğretilir ve seanslarla desteklenir.

Konuşma bozuklukları merkezi, konuşma terapilerinin konuşma sorunu ile ilgili sorunları olan genellikle de korkulu olayların ön planda olduğu sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan kekemelik gibi problemlerin çözümünde etkin rol alır.

Kekemelik İçin Okunacak Dua

Küçük yaşlarda ortaya çıkan ve konuşma bozukluğu ortaya çıkana kadar güzel konuşan ve genlikle nazar değdiğine inanılan kekemelik sorunu düşünülenin aksine zeka seviyesi yüksek çocuklarda daha sık görülmektedir. IQ seviyesi yüksek olan çocukların hayal dünyalarının yaşıtlarına göre çok daha geniş olması, yaşadıkları özellikle de olumsuz olayların etkisini derinden yaşamalarına sebep olmaktadır.

Kekemelik, ortaya çıktığı andan itibaren bireylerde olumsuz sorunlar yaratmaktadır. Meydana gelen bu konuşma bozukluğunun bir süreliğine yok olduğunu görürüz fakat 1-2 yıl içerisinde geri gelme özelliğine sahip olan bu kekemelik bireyi olumsuz bir yaşama sürükler.

Kekemelik tedavisi ise kalıcı bir hal alan takılmaların yani konuşma bozukluğu olumsuz anlamda belli bir aşama kaydetmesi sonucunda başvurulan bir süreçtir. Yine de tedavi öncesinde her kulun yardımına muhtaç olduğu Allah (c.c) her şeye kudreti yetendir, bu sebeple iyileşmek şifa bulmak isteyen her kul gibi kekemelik sorunu için de Allah (c.c) şifasını dilemek gereklidir.

Takılmalar, tekrarlar ya da duraksamalar gibi, konuşurken kişilerin sıkıntıya düştükleri kekemelik probleminin geçmesi adına âlimlerin bazı yorumları vardır. Sıkıntılardan ferahlığa ulaşmak adına yapılan bu dualar Allah’ın izniyle Allah katında kabul buyuracaktır.

Rabbimizin adıyla kendimiz için açtığımız her el Allah (c.c) katından geri çevrilmez. Bizler aldığımız tedavide bizlere yardımcı olması için rabbimize dua etmeli ondan gelecek her şeyi hayır ve şer olarak kabul etmeliyiz. Kutsal kitabımız kur’an-ı kerimde de indirilen onca ayet rabbimizin bizden yüz çevirmediğinin kanıtıdır. Onlardan bazıları şunlardır;

“Habibim, insanlara de ki, duanız olmasaydı Allah katında ne ehemmiyetiniz vardı.”

Başka bir ayette ise;

“Kullarım sana beni sorduğunda söyle onlara ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulurlar.”

Başka bir ayette ise;

“Bana dua edin size icabet edeyim, cevap vereyim.” buyururlar.

Kuran-ı Kerim’in Taha suresi 27. Ayeti takılmaları ve konuşurken tutulmaları olan kekemelere 7 gün boyunca 21 defa Besmele-i Şerif ile başlanarak okunup üflenebilir.

Okunuşu: Bismillâhirrahmânirrahim. Vehlul Ukdeten Min Lisâni

Kişi, kendi üzerinde deneyecek ise “Rabbişrahlî sadrî, ve yessirlî emrî, vehlül ukdeten min lisânî, yefkahû kavlî.” diye de okuyabilir.

 

Ayrıca Hz Musa’nın şu duasıyla da “Rabbişrahli sadri ve yessirli emri. Vahlül ugdeten min lisani yefgahu gavli” (Ey rabbim. Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni) duasıyla da üzerimizdeki kötü haletten bizi kurtarması ve insanların artık lisanımızı anlaması ve konuşmalarımızın normale dönmesi için Cenab-ı Hakka yalvarabiliriz.

Kekemelik Tedavisinde Başarı Oranı

Konuşma sırasında yaşanan akıcı konuşma bozukluklarına verilen genel ad kekemeliktir. Sorunlu konuşma alışkanlığı olarak da adlandırılan kekemelik, erken konuşma süresinde okul dönemi arasında ortaya çıkan ve genel olarak birden gelişen ani olarak vücudun aşırı tepki ile karşıladığı olaylarla kekemelik görülmeye başlar. Kekemelik bir hastalık olmadığı için medikal bir müdahaleyi gerektiren bir yapısı yoktur. Kekemelik tedavisi ise ancak eğitimle ve konuşma egzersizleri ile yapılabilecek bir süreçtir.

Kekemelik ilk olarak görülmeye başladığı zamanlar itibari ile bilhassa küçük çocuklarda kendiliğinden geçebildiği bir dönem bulunmaktadır. Ancak bu dönem içerisinde çocuğun kekemelik sorununu fark etmemesi ya da kendisine sorun etmemesi sağlanmalı gereksiz uyarılardan kaçınılmalıdır. Bu uyarılar çocuğun problemi içsel dünyasında büyütüp kekemelik sorununun daha da fazla çocuk üzerinde artmasına sebebiyet vermektedir.

Kekemelik başarı oranı açısından kısa süreçlerde tedavi edilemez. Tedavi süreci boyunca inişli çıkışlı aşamalardan oluşur ve bireyin sorumluluklar altında devam eden eğitimi olumlu sonuçlar vermeye başlar ancak kontrol tamamen elden bırakılmaz. Temel süreç dediğimiz sürekli eğitimin günlerinin düşmesiyle devam eden kontrol süreçleri, öğrenilen tekniğin günlük hayata aktarılmasıyla devam eder.

Kekemeliğin başarı merdivenleri tırmanırken en önemli unsur eğitim ve süreçleridir. Dil ve konuşma terapisti bu süreçlerde takılmalar çeken bireylerin bu sorununu öncelikle sabit yapıyı kıracak şekilde tekrar kontrollü bir yapıyla değiştirmek suretiyle uygulamaya başlar. Konuşma Terapisti daha sonrasında dil ve dudak egzersizleriyle yapılandırdığı harfleri öncelikle kelimelerde daha sonra da cümlelerde daha kontrollü bir yapıyla kullanmaya yönelik kişilere pratik yaptırmaktadır.

Alınan bu eğitim sonucunda başarı oranı %75’e kadar çıkarken geri kalan %25’lik kısmı ise bireyin hayatında yaşadığı olumsuzluklarla meydana gelir. Oluşan bu %25’lik kısım eğitimin yetersizliğinden kaynaklanmadığı gibi bireyin yaşam boyunca karşılaştığı stres ve üzüntü sonucunda oluşur. Bunu sadece stres ve üzüntüye bağlamak doğru olmaz. Alınan sorumluluklar tamamen yerine getirmediğinde ve eğitimin bittikten sonra tekrarlanması gereken egzersizler yapılmadığında geri gelme olasılığını daha da artmış olur.

Heyecanlı Anlarda Kekemelik

Kekemelik takılmalar olarak özellikle de heyecanlı anlarda görülen ve kişilerin bazı zamanlarda ağızlarından hiçbir şekilde kelime çıkmadığı durumlarda görülebilir. Bu gibi durumlar bireyin çoğunlukla sıkıntı çektiği kullanmak istediği kelimeler yerine başka kelimeler kullandığı durumlara dönüşebiliyor.

Genel itibari ile kekemelik takılmalar, duraksamalarla meydana gelir, bu takılmalar ve duraksamalar heyecanlı anlarda daha da artış göstermektedir. Örneğin; kalabalık bir ortamda toplum içinde konuşurken, makam sahibi biriyle konuşurken, korktuğumuz anlarda ya da tanımadığımız biri ismimizi sorunca daha fazla kekeleyebiliyoruz bu durum çok can sıkıcı olsa da sakin kalıp tekrardan cevap vermek gerekir. Sakin bir şekilde yeniden nefes alıp tekrardan cümleye başlamak bu durumu içinden çıkılabilir bir hale getirebilir.

Kekemelik stresli ortamlarda gerildiğimizde, heyecanlandığımızda, korktuğumuzda, baskı altında kaldığımızda, üzüldüğümüzde yani bizi strese sokabilecek her durumda daha da artar. Araştırmalar göstermiştir ki kekeme bireyler yalnız kaldıklarında kendileriyle konuşurken hiç takılmazlar. Bu araştırma sonucundan çıkarabileceğimiz tek sonuç ise kekeme bireyler heyecanlandıklarında daha fazla kekelerler. Her konuşma problemi yaşayan bireyin kendince oluşturduğu bir konuşma yöntemi vardır. Bireyin kendini daha rahat hissettiği her ortamda oluşturduğu konuşma yöntemini kullanarak daha hızlı konuşmaya başlar ancak bilinmelidir ki hız kekemeliğin en büyük düşmanıdır. Hızlı konuşmaya çalışmak veya hızlı hızlı bir şeyler anlatmak kekemeliğinizin daha da ilerlemesine sebep olabilir. Bu yüzden hızlı şarkılar dinlememeli ve söylemeye çalışmamalıyız.

Kekemeliğin tedavisi, kekeme olan bireyin kekemelik sorunundan gerçek manada kurtulmayı arzulaması ile başlanması gereken bir süreçtir. Kişinin kekemeliğin tedavisine karar vermesi, aslında kendisini motive etmiş konuşma terapilerine zihnen odaklanması anlamındadır. Kekemeliğin tedavisi kesinlikle kısa sürede sonuç alınacak bir tedavi sürecini kapsamamalıdır. Bu yüzden 14 günde kekemeliğe son gibi süreçler tedavi için çok erken bir süredir. Eğitim süresince kekeme bireylerin aldıkları bazı sorumluluklar vardır. Bunları azim ve istekle devam ettirebilmek tedavi sürecinin en önemli parçasıdır. Her seans ve her terapiden sonra birey bir adım kaydeder ve belli bir sürenin ardından istediğini elde eder ancak eğitim tamamen bitmiş değildir. İstediği sonucu yavaştan elde eden bireyin kontrol süreçleri başlar ve artık kendinden emin olmuş bir şekilde buradan ayrılır.

Kekemelik problemi bir alışkanlık olduğu için karşılaşılan sorunla stresli bir durum karşısında kişi yine takılmalara maruz kalabilir. Bu durum onu daha fazla gerdiği gibi içinden çıkılamaz bir soruna sürükler. Eski konuşma alışkanlığının geri geldiğini düşünerek düşüncelerini o yöne çekebilir ancak bu doğru bir davranış değildir. Bu durumla karşılaştığınızda dil terapistinizle görüşmelisiniz ve eğitiminizi asla terk etmemelisiniz hatta üstüne daha çok düşmeli sakin kalmalısınız.

Kekemelik Nasıl Düzelir?

Takılmalar ve duraksamalar olarak konuşma esnasında yaşanan zorluklara verilen genel isim kekemelik olarak adlandırılmaktadır. Kekeme olan kişiler özellikle heyecanlandıklarında, baskı altına girdiklerinde, stres yaşadıklarında, sinirlenince, yeni kişilerle konuşurken, toplum karşısında konuşurken, önemli bir kişiyle konuşurken daha sık kekelerler.

Beynin anlama ve cümle kurmaya yarayan merkezi eşit kullanılamadığından, birinin daha önce aktif hale geliyor olması, konuşma bozukluğuna yani kekemeliğe neden olabiliyor. Bu durumun düzelebilmesi için kişinin rahatlaması ve kendisini yavaşlatması, kendini kötü hissettiren faktörlerin ayıklanması ve doğru konuşmayı öğrenmesi gerekmektedir.

Kekemelik sebepleri ve tedavisi konusunda birbirine ilişkilendirilmiş yapılardan söz edebiliriz. Gerginliğin devam ettiği aile ortamlarındaki çocukların bu sorunlarını atlatabilmeleri uzun vadede mümkün değildir. Kısa vadede kekemelik sorunlarından kurtulan çocukların yine aynı sorunları yaşamaları ile birlikte konuşmalarının eskisi gibi bozulduğu denemelerimizde gözlemlenmiştir. Çocuklarda kekemelik tedavisi sabırla başlaması gereken asla her çocuğa aynı şekilde devam etmemesi gereken komplike bir yapıdır.

Aile ile görüşmeler, psikolojik testler durumu aydınlatmada çok yararlıdır. Tedavide yine aile, hekim ve psikolog yardımlaşması gerekir. Kekeme çocuk konuşurken yanlış nefes alır. Bireye, önce nefes alıp, sesleri ve sözcükleri nefesle birlikte içten dışa doğru itmeyi öğretmek çok yarar sağlar. Bunun için nefes alma, ses uyumuna göre hece hece egzersiz yapma öğretilir. Tıpkı şarkı söyler gibi, belli bir ritimle ve hece hece konuşulur. Bireye de tekrarlatılır. Sonra bu egzersizler, günlük yaşama aktarılır ve bireyin merkezimiz dışında dışarıda nasıl konuştuğu gözlemlenir. Bunların dışında birey için bir takım istekler söz konusudur ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa, sonuç o kadar yüz güldürücüdür.

Shaping tekniği konuşmadaki akıcılığı şekillendirmede önemli bir tedavi tekniğidir. Uzun süreçleri olmakla beraber shaping tekniği, kekemelik problemi yaşayan bireylerin doğru nefes almayı aynı zamanda alınan nefesin konuşma esnasında nasıl kullanılması gerektiğinin öğrenilmesi açısından güzel sonuçlar meydana getirir. Son olarak bireyler nefes kontrolüyle beraber akıcılığı şekillendirebilmektedir, kullandığımız tedavi yöntemi kesin ve tam bir sonuç doğurmasa bile büyük bir kısmını iyileştirebilir. Bu nedenle tedavi sürecini benimseyebilmek gerekir.

Kekemeliğin geçmeyeceği ve tedavisinin olmadığına dair düşüncesi olanlar. Bazen bilgisi olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişiler, çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir.

Dil terapisti ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtileri yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarını derinden etkiler.

Kekemelik ve Kekeleme Tedavisi

Kekemelik, konuşmanın akıcılığını kaybedip istemsiz bir şekilde tutuluklu ya da takılı olarak meydana gelen bir konuşma bozukluğudur. Kişinin kendini ifade ederken zorluk çektiği bu durum bir hastalık ya da zihinsel bir rahatsızlık değildir. Kekemelik bir hastalık olmadığından ilaçla ya da tıbbı-cerrahi bir şekilde tedavi uygulanamaz.

Tedavisinde uzun süreçleri içeren kekemelik çözümsüz değildir. Tedavi süreci boyunca kişinin sorumluluklarından vazgeçmemesi gerekir. En önemlisi de tedavi olmayı gerçekten istemek gerekir çünkü bu beraberinde azmi de getirir. 2-5 yaş arası çocuklarda daha fazla rastlanan kekemelik kadınlara kıyasla erkeklerde daha fazla gözükmektedir. Ortaya çıktıktan bir süre sonra, kekemeliğin geçtiğine şahit oluruz ancak bu kısa sürer ve ortalama 1-2 sene sonra da yeniden ortaya çıkan bir sorun halinde devam eder.

Kekemelik sonradan meydana gelen bir konuşma bozukluğu olup doğuştan meydana gelen bir durum değildir. Nedenleri tam olarak bilinmese de uzmanlar bu konuda örnek sebepler sayarak kekemeliğin bir kısmının bu sebeplerden meydana geldiğini ileri sürmektedirler. Örneğin; yeni doğan kardeşi kıskanma, köpek kovalaması, karanlıkta bir cisim görme, aniden korkutulma gibi buna benzer şeyler kekemeliğin nedenleri arasında yer almaktadır. Bir başka görüş ise kekemeliğin öğrenilmiş bir davranış ile meydana geldiği, bireyin önceden başka bireylerde gördüğü kekemeliği kendinde denemesi ve bu deneme sonucunda kişiye yer edinmiş bir kekemeliğin meydana gelmiş olması ihtimali vardır ancak bu genellikle çocuklarda rastlanılan bir durumdur.

Kekemelik tedavisi için erken davranmak her zaman için daha iyidir çünkü erken müdahale bireyin ilerleyen yaşantısında karşılaşacağı sorunların üstesinden kolaylıkla gelmesi sağlar. Bireyler konuşurken çektiği zorluklar karşısında üzülerek içlerine kapanabilirler. Kendilerini ifade edemediklerinde daha da kötü olduklarını düşünerek daha da takılırlar. Kişiler stres altında kaldıklarında, heyecanlandıklarında, toplum içinde konuşurken, isimleri sorulduğunda ve ilk defa biriyle konuştuklarında daha fazla takılırlar. Bu gibi sorunlar onlar için çekilmez olur ve toplumdan olabildiğince kaçarlar. Söylemek istedikleri kelimeyi veyahut cümleyi söylemek yerine daha rahat söyledikleri kelime ya da cümle gruplarını tercih ederler. Her bireyin yaşı, yaşantısı, davranışları ve rahatsızlığı birbirinden farklı olduğundan tedavide tek bir yaklaşım uygulamak doğru olmaz. Her birey sıkıntı çektiği durumlarda kendini sakinleştirerek oluşturduğu yöntemle konuşmasını tekrardan başlar. Biz tedavi yöntemi olarak dünyaca kullanılan ‘Fluency Shaping tekniğini’ kullanmaktayız. Tedavi içersinde birey konuşmanın akışını şekillendirerek yeni bir konuşma tarzı ile karşı karşıya kalmaktadır. Bununla beraber bazı sorumluluklar altına girip aksatmadan devam eden uzun süreçlerle yüzleşir.

Kekeme bireyler stresten uzak durmalıdırlar, özellikle ailelerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerekir çocuklarının sözlerini kesmemeli onu baskı altında bırakmamaları gerekir, stresten uzak durmalarını sağlamaları ve sözlerini kesmemeleri gerekir.

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, istemsiz takılmalar ve duraksamalar şeklinde görülen, konuşmanın akışının kesilmesiyle meydana gelen bir konuşma bozukluğudur. Meydana gelen bu konuşma bozukluğunun zaman içerisinde kendiliğinden geçme olasılığı olduğu gibi ortalama 1 yıl gibi bir süre içersinde geri gelme özelliği vardır.

Kekemeliğin ortaya çıktığı bu dönemde ailenin üstüne düşen bir takım sorumluluklar vardır. Bunlardan bazıları, çocuğu stresli ortamlar içerisinde bulundurmamak ve stres yaşatacak olaylar yaşatmamak gerekir. Erken uyutmalı ve konuşmadaki takılmaları görmezden gelip, sabırla, söz kesmeden dinlemeleri gerekir. Ona neden böyle konuştuğu ya da düzgün konuşsana gibi cümleler söylemek yanlış olabilir çünkü çocuk baskı altında strese maruz kalıp daha fazla takılacaktır ve takıldıkça daha da takıntılaşacaktır. Kekemelik zihinsel ya da fiziksel bir sorun olmadığı gibi bir hastalıkta değildir. Bir hastalık olmadığından ilaçla tedavi edilemez.

Karanlıkta bir cisim görme ya da yeni doğan kardeşi kıskanma veyahut aniden korkutulma gibi durumlarda kekemelik ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra alışılmış bir konuşma bozukluğu olan kekemelik, yeniden şekillendirilebilir. Şekillenmesinde etkili olan çözüm ise konuşma egzersizleri ile birlikte nasıl konuşulacağının yeniden öğrenilmesi, şekillendirilmiş yeni ve kontrollü bir konuşma alışkanlığının kazanılmasıdır ve buda ancak konuşma terapisti ile sağlanmaktadır.

Terapilerde, konuşma terapisti ve eğitmenlerle birlikte var olan kekemeliği yıkıp yerine yeni konuşma akışını meydana getirtmek ve bunu benimseyebilmek önemlidir ve buda anca uzun sonuçlar isteyen aşamalardan oluşur. Kekemelik tedavisi kişilerin ciddi manada azimli olabilmesi ile doğru orantıda başarıdan söz edebileceğimiz bir süreçtir. Burada bireyler pes etmemeli ve bundan kaçmamalıdırlar. Tedavinin belli bir standardı olup her bireyde işe yarayabilecek sabit bir tedavi süreci mevcut değildir. Kekemelik tedavisi kişilerin kekemelik derecesine, yaşına, eğitim seviyesine ve algılama gücüne bağlı olarak çok değişkenlikler gösterebilmektedir.

Kekemelik, genelde heyecanlı anlarda, toplum önünde konuşma yapıldığında, sinirlenince, telefonda konuşurken ve mevki sahibi biriyle konuşurken artış göstermektedir. Bireyler kekelediklerinde geçmeyeceğini düşünüp daha da kekelerler ve bu durum onlarda çekilmez bir hale gelir. Sonuç itibari ile birey bu durumla her karşılaştığında konuşmaktan vazgeçip içine kapanmayı tercih eder.

Düzelme ya da iyileşme olarak tabir edilen konuşmalardaki aranan akıcılık yakalandığı an itibari ile her şey çözülmüş gibi algılanmamalıdır. Çünkü öğrenilen yeni konuşma biçimi oluşan herhangi bir strese veya sinire bağlı olup geri gelebilir. Kekemelik düzelse bile sonrasında dikkat edilmesi gereken bir süreci de kapsamaktadır. Bu yüzden bireyler tedavilerinde fazla stres yapmamalı ve sinirlenmemelidirler. Hızlı şarkı dinlememeli ve hızlı konuşmamalıdırlar.

Korku haricinde küçük ihtimallerle görülen bu durum özenti olarak tabir ettiğimiz durumlardır. Bu yüzden rol model olarak görülebilecek kişilerin de kekemelik sorunu yaşadığı düşünülürse, her iki bireyin de bu eğitimi alması uygun olacaktır. Bu terapilerin zamanlaması da önemli konulardan biridir. Kekemelik eğitimi kısa süreçlerde cevap verecek kadar basit olmayan, yıllardır devam eden bir yapının farklılaştırma sürecidir.

Kekemeliğin Evde Tedavisi

Konuşma esnasında kesintilerle ya da tutuklu şekilde meydana gelen kekemelik, bireyler için önemsedikleri bir sorundur. Her zorlandıklarında daha da kötü olduklarını düşündüklerinden kimseyle konuşmak istemezler ve çözümler arar dururlar. Her şeyden önce kekemelik çözümsüz değildir. Gerekli azim ve istek sonucunda ve beraberinde alınan eğitim sayesinde çözüme kavuşturulacak bir rahatsızlıktır.

Bireyler genellikle kekemeliği bastırabilmek için konuşma sırasında kendilerince bir yol üretirler. Ürettikleri bu yol az da olsa onların konuşmalarına etki eder ve kısa sürelide olsa konuşmanın gidişatı akıcılık kazanır ancak bu her zaman için geçerli değildir. Heyecanlandıklarında, baskı altında hissettiklerinde, stres altında kaldıklarında ve korktuklarında daha fazla kekelerler ve bu onlar için çekilmez olur. Bu sorunla her karşılaştıklarında içlerine kapanır ve konuşmak istemezler.

Geçici kekemelik diye adlandırdığımız kekemelik küçük yaşlarda meydana gelir ve 1, 2 sene sonucunda kaybolur. Bahsettiğimiz bu kekemelik ilerleyen yaşlarda aniden tekrardan başlar ve birey aynı sıkıntılar tekrardan yaşanır. Küçük yaşlarda meydana gelen bu kekemelik için bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Bunu ertelemek veya görmezden gelip nasıl olsa düzelecektir demek yanlıştır. Erken yaşta tedavi olan bireyler yaşları ilerledikçe aldıkları tedavi sonucunda bu durumda kaldıklarında bunu rahatlıkla atlatabilecek, takılmadan konuşabilecekler.

Bireylerin, geçmesini istedikleri kekemelik için bazı sorumlulukları vardır. Bunlar yerine getirildiğinde tedavi süreçleri hız kazanır öreğin stres altında kaldıkları durumlarda bulundukları yeri terk etmeleri gerekir ve ya baskı altında hissettiklerinde kendilerini bu durumdan kurtarmalı ve pozitif düşünmeye çalışmalıdırlar. Düzenli uyku uyumalı ve yeme içmelerine dikkat etmelidirler.

Tedavilerinde oluşturdukları konuşma biçimine yeni bir akıcılık kazandıracak şekilde terapi görürler. Takılmalarını kontrol altına alarak yeni bir konuşma biçimi içerisinde bulunurlar. Terapilerde cümleler arası geçiş ve nefes koordinasyonu önemlidir. Temel amaç bireyin topluma bakışını geliştirecek ve yeni konuşma biçimde akıcılık sağlamaktır.

Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen fikirler oldukça çok ve farklıdır. Kimi profesörler, kekemeliği yapısal bir sorun olarak ele alırken, kimisi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak tanımlamakta, bir diğeri de çevresel faktörlerin kekemelikte önemli bir rol oynadığı görüşünü ileri sürmektedir. Son zamanlarda genler üzerinde yapılan çalışmalar artmakta ve umut verici çalışmalar devam etmektedir. Ancak, yaygın olarak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hâkimdir.

Her bireyin takılmaları, kişiliği, yaşı ve bakış açısı birbirinden farklı olduğundan tedavide tek bir yaklaşım uygulamak doğru olmaz. Tedavi süreci sırasında istek ve azim en önemli kurallardan biridir. Eğer birey gerçekten sorunu çözmekte kararlıysa tedaviyi en kısa zamanda sonlandırır ancak tedaviyi bir anda bırakmak doğru olmaz. Biten eğitimin sonunda bireyler kontrol süreçleri için merkezimize uğrar ve en son terapiler artık biter.

Kekemeliğin geçmeyeceği ve tedavisinin olmadığına dair düşüncesi olanlar. Bazen bilgisi olmayan ya da bu konuda yeterli bilgi sahibi olmayan kişiler, çocuklarının kekemeliğinin kalıcı olduğuna ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğine ilişkin yanlış yönde bilgilendirmektedir.

Dil terapisti ile ergen ve yetişkinlerde kekemeliği kontrol altına almak, kişinin konuşurken gösterdiği efor belirtileri yok etmek mümkündür. Kişinin motivasyonu ve katılımı terapinin başarını derinden etkiler.

Kekemelik Sorunu

Kekemelik, köken itibari ile genetik yapısı olmayan ve doğuştan ileri gelen bir problem tipi değildir. Takılmalarda ya tutuklu şeklide oluşan kekemelik bir hastalıkta değildir. Sorunu çözümlenebilir bir konuşma bozukluğudur. Tedavisinde uzun süreçleri barındıran ve beraberinde konuşmanın akışını öğrenilenin aksine farklılaştıran terapilerden oluşur.

Kekemelik, belli bir sıkıntılı süreç içerisinde meydana geldiği gibi aniden korkutulma ya da karanlıkta bir cisim görme veya yeni doğan kardeşi kıskanma, köpek kovalaması gibi vücudun reaksiyon sonucunda göstermiş olduğu bir tepkiden meydana gelir. Meydana gelen bu kekemelik, bireylerin içine kapanmasına ya da kullanmak istedikleri sözcükler yerinde farklı olan kelimeleri kullanmak istemelerine neden olabiliyor. Bu gibi durumlarda birey zorlandıkça daha da kötü olduğunu düşünerek toplumdan kendini soyutlayabiliyor.

Kekemelik, tespit edildiği an itibari ile müdahale gerektiren bir konuşma bozukluğudur. Erken davranmak her zaman için olumlu sonuçlar yaratır. Fark edildiği andan itibaren aile desteği çok önemlidir. Çevrede stres yaratacak bir problem varsa çözülmeli, kişi olabildiğince problemden uzak tutulmalıdır. Konuşma sırasında neden takılıyorsun, düzgün konuşana gibi cümleler kişi üzerindeki baskıyı arttırdığından kekemeliği ileri boyutlara taşıyabilir. Eğer kekemelik bariz bir şekilde baskın gözüküyorsa bireyin cümleyi bitirmesine müsade edilmesi gerekir. Kişiler baskı altında kalmamalıdırlar.

Terapide, kekemelik nörolojik bir problem olarak ele alınır ve kişi takılmaları kontrol ederek, daha akıcı şekilde konuşabilmesine yardımcı olacak teknikler öğrenir. Konuşma terapistinin amacı bireyin akıcılığı şekillendirmesinde yardımcı olmasını sağlamaktır. Konuşma sırasında gerilimin azaltılması, nefesin ne zaman alınması gerektiği, sözcük ve cümleler arası geçişin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalar yapılır. Çalışmalar esnasında konuşma küçük parçalara bölünür ve bir parçada akıcılık elde edildikçe, bir sonraki hedefe geçilir. Terapi süreci boyunca belirli aralıklarla ölçümler yapılır ve klinik ortamda istenilen akıcılık sağlandıktan sonra, günlük yaşama aktarma çalışmalarına başlanır. Terapi sonlandırıldıktan sonra belirli aralıklarla kontrol seansları devam eder. Danışan, teknikleri günlük hayatında istenilen düzeyde uygulamaya başladığında terapi sonlandırılır.

Düzelme ya da iyileşme olarak tabir edilen konuşmalardaki aranan akıcılık yakalandığı an itibari ile her şey çözülmüş gibi algılanmamalıdır. Çünkü genel itibari ile strese ve korkuya bağlı olarak yeni öğrenilen konuşma türünü kestirip attırabilir. Yeni öğrenilen konuşma türünün bireyde kalıcı olması için uzun sürelere ihtiyaç vardır. Bu yüzden ’15 günde kekemeliğe son!’ gibi süreçler kekemelik sorunun çözülmesi için kısa süreçlerdir.

{$footer_yazisi}